Aldatma; ilişkilerde, iş dünyasında, hukukta, günlük hayatta, sosyal etkileşimlerde, hayatın birçok alanında farklı şekillerde bir kişinin güvenini kötüye kullanarak, onu kasıtlı olarak yanlış yönlendirme, kandırma eylemi... Duygusal ve romantik ilişkilerde aldatma, güvenin ve sadakatin ihlali... Dijital aldatma (siber aldatma); internette (sosyal medyada)gizli profil oluşturarak yapılan aldatma... Finansal aldatma; sosyal ilişkilerde gizli harcamalar yapmak, gizli hesaplar açmak veya borçlanmak... Mikro-aldatma, tek başına büyük bir ihanet gibi görünmeyen ancak biriktiğinde sadakat sınırını zorlayan küçük davranışlar... İhmal yoluyla aldatma, duygusal ve fiziksel ihtiyaçları sürekli görmezden gelme... İşte aldatma, maddî kazanç veya rekabet avantajı elde etmek amacıyla yapılan kasıtlı eylemler... Dolandırıcılık, vergi kaçırma, zimmete para geçirme, sahtecilik...
Resmî belgeleri, imzaları veya paraları taklit etmek, halka açık olmayan, şirkete ait gizli bilgileri kullanarak borsada alım-satım yapmak... Bir ürün veya hizmet hakkında tüketiciyi yanıltıcı, abartılı veya yanlış bilgiler vermek... Marka taklidi veya güvenlik testlerinden geçmemiş ürünleri orijinalmiş gibi satmak... Banka, sosyal medya gibi güvenilir kurumların taklidi yapılarak, kullanıcıların şifre ve kredi kartı bilgilerini çalmak... Yapay zekâ kullanarak bir kişinin sesini, görüntüsünü taklit eden videolar veya ses kayıtları oluşturup, bu kişiyi yapmadığı şeyleri söylemiş veya yapmış gibi gösterme (deepfake)... İnsanların güvenini kazanarak veya kandırarak onlardan gizli bilgileri elde etme tekniği (sosyal mühendislik)... Bir başkasının kişisel bilgilerini (TC kimlik no, adres, doğum tarihi) ele geçirerek onun adına işlem yapmak, kredi çekmek... Mahkemede yeminli olarak yalan ifade vermek... Bir davayı kazanmak veya birini suçlu çıkarmak için gerçek olmayan deliller ortaya koymak... Başkasının fikri mülkiyetini (kitap, müzik, patent) izinsiz kopyalayıp kendi eseri gibi sunmak (taklit ve intihal)...
Sosyal hayatta aldatma (beyaz yalanlar ve manipülasyon), sıradanlaşmış ve kanıksanmış durumda maalesef... İnsanlara gerçeği değil, duymak istediklerini, hoşlanacakları şeyleri söylemek, aldatmanın masum görünen versiyonu... Birilerini, kendi çıkarlarına göre yönlendirmek, duygularını sömürmek, aldatmanın zalimce yapılanı... Bir kişinin algısını, hafızasını ve akıl sağlığını sorgulamasına neden olacak şekilde psikolojik manipülasyon uygulayarak gerçeklik duygusunu zedelemek ise en kötüsü... Bütün bunların tek nedeni, ikiyüzlülük... Aslında başkalarını kandıran, kendini aldatandır... Kendini ve bizi aldatan, bizden değildir... Kendini aldatma, kişinin kendisine karşı dürüst olmaması... Kendini aldatma; hoş olmayan gerçekleri (bir bağımlılığı, bir hatayı veya bir ilişkinin bittiğini) kabullenmeyi reddetmek... Kişinin kendi yaptığı hatalı veya mantıksız davranışları mantıklı gerekçelerle açıklayarak kendini rahatlatmaya çalışması... Kişinin kendi kabul edemediği olumsuz duygu veya düşüncelerini başkalarına mâl etmesi... Gerçekte insan kendini ve başkasını aldatabilir mi?
Cevap mâlum... Aldatma, bir kazanç hesabıyla başlar. Kişi menfaat elde edeceğini düşünür; makam, para, itibar ya da bir ilişkiyi koruma uğruna gerçeği çarpıtır... Bu çarpıtma, çarpıtanın zihnini işgâl eder (bilişsel çelişki)... Kişi kendini dürüst görmek ister; ancak kendi davranışı dürüst değildir...Kişi, bu ikilemden kurtulmak için ya davranışını düzeltir ya da kendin, kandırmaya devam eder... Başkasını aldatma, kendi vicdanını susturmaya dönüşür... Hakikat, insanın pusulası... Pusulasını şaşıran gemi bir süre yol alır, lâkin hedefteki limana ulaşamaz... İnsan da öyle... Kendini sorgulamayan insan, yaptığı haksızlığı meşrulaştırır; kendini aldatır... İç dünyası ile dış davranışı arasındaki çatışmalar arttıkça, ruhsal çöküntü hızlanır... İnsan, nefsinin hilelerine karşı uyanık olmalı... İnsan, en büyük düşmanının dışarıda değil, içinde olduğunu bilmeli... Aldatma, bireysel de olsa, toplumsal sonuçlar doğurur... Güvenin zedelendiği yerde ilişkiler ifsat olur... Ailede, ticarette, siyasette aldatma yaygınlaştığında, toplum kuru kalabalığa evrilir... Adatma hakkında söylenen tespitler: “Aldatmak, başkalarının gözünde kendini daha değerli göstermek için yapılan bir eylemdir.”(Friedrich Nietzsche)... “Aldatmak, hayatın en büyük sanatıdır.”(Oscar Wilde)... “Gerçekten aldatmak, insanın kendini aldatmasıdır.”(Henry David Thoreau)... “Aldatmanın en kötü yanı, insanın kendine olan güvenini sarsmasıdır.”(Mahatma Gandhi)... “Aldatmak, yalnızca başkalarını değil, aynı zamanda kendimizi de aldatmaktır.”(C.S. Lewis)...
Kadim medeniyetimizde ölçüt belli: “Bizi aldatan, bizden değildir.” (Hadis-i Şerif)... Adatmanın panzehri, samimiyet... “Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.” (Mevlana Celaleddin Rumi)... İnsan göründüğü gibi olmadığında, başkasını kandırır; kendi hakikatinden uzaklaşır... Aldatan kişi kısa vadede kazanmış gibi görünür, lâkin uzun vadede iç huzurunu, güvenilirliğini ve benliğini kaybeder... İnsanın kendine saygısı hasar gördüğünde, dışarıdan aldığı övgüler işe yaramaz... Zira insan, en çok kendi gözünde değerli olmak ister... Aldatan kendini aldatır... Hakikatle barışık yaşamak kolay değil... Başkalarını kandırmak marifet değil... İlişkilerde sadakat son derce önemli... Sadakatsarsıldığında, üzerine inşa edilen sevgi, emek ve güven kalesi çöker... Bir ilişkide güven, bir kâğıda benzer; bir kez buruştuğunda asla eskisi kadar pürüzsüz olmaz... Aldatmak, sadece bir başkasına yönelmek değil, aynı zamanda ‘seninle güvendeyim’ sözünün kasten çiğnemesidir... Aldatan kişi, kendi öz saygısını yitirir... Paylaşılan hayâllere ve ortak geçmişe ihanet eder... Bir topluluğu, bir aileyi ‘biz’ yapan şey, ortak değerlere duyulan sadakattir... Aldatan kişi, ‘biz’i ‘ben’e indirger... Sadakatsizlik, toplumsal güven bağlarını da zayıflatır... Sözünün eri olmayanların çoğaldığı bir yerde, kimse kimseye sırtını yaslayamaz... İnsan hata yapabilir, ancak aldatmak bir hata değil, bir tercihtir. Bu tercih, kişinin karakterinin altına attığı imzadır...
Kadim medeniyetimizde aldatma,ahlâkî ve dinî açıdan en ağır kusurlardan biri olarak görülmüş... Aldatmanın sadece bireysel değil toplumsal bir yıkım getirdiği vurgulanmış... “Hile ve aldatma, kalbin kararmasına sebep olur. Kalbi kararan kimse hakikati göremez.” (İmam Gazali)... “Hakikati gizlemek, insanı kendinden uzaklaştırır. - Aldatma, gerçeği saklamakla eşdeğer görülür ve insanın manevi yolculuğunu engeller.”(İbn Arabi)... “Doğruluk, imanın temelidir; aldatma ise nifakın alametidir.” (İmam Rabbani)... “Birisini aldatmak istiyorsan, bil ki aslında kendini aldatıyorsun. - Dili başka, kalbi başka olan insan, aslında ikiyüzlüdür ve en büyük hilesi de kendine yaptığıdır.”(Mevlâna Celâleddîn-i Rûmî)... “Hile ve aldatma, korkakların işidir. Cesur olan, kalbiyle ve hakikatiyle yaşar. - Kimi aldatırsan aldat, ama unutma ki aynada gördüğün kişiyi asla kandıramazsın.”(Şems-i Tebrîzî)... “Bir kez gönül yıktın ise, bu kıldığın namaz değil.” (Yunus Emre)... “Dost dost diye nicesine sarıldım... Benim sadık yârim kara topraktır.” (Âşık Veysel)... “Aldatmak, bir zekâ göstergesi değil; bir karakter noksanlığıdır. - Sadakat, bir insanın içindeki en büyük hazinedir; onu bozan ise kendi sarayını yıkan bir sultandır.” (Necip Fazıl Kısakürek)... “En kolay aldatılanlar, kendilerini en zeki sananlardır - İnsan önce kendi içine dürüst olmalıdır; dışarıyı aldatmak sadece bu içsel çöküşün sonucudur.” (Cemil Meriç)...
Aldatan, karakterinden taviz verir... Aldatanın imanı zayıflar, ahlâkı bozulur... Aldatan, sadece karşısındakine değil, aynı zamanda kendine ve Allah’a karşı da haksızlık etmiş olur... Selam, sevgi ve saygılarımla…