ALTIN KURALLAR

Altın kurallar, toplumların huzur ve düzen içinde yaşamasını sağlamak amacıyla ortaya konulan evrensel ilkeler…

Altın kurallar, kültür ve coğrafya fark etmeksizin, hemen hemen tüm toplumlarda benzer değerler… Altın kurallar, bireylerin karşılıklı saygı, anlayış, empati ve merhamet içinde yaşamasına rehberlik eden normlar… Altın kurallar, hayatımızı daha anlamlı ve huzurlu hâle getiren evrensel prensipler… Unutmayalım, hayatta ne ekersek onu biçeriz… Doğruluk, saygı, yardımlaşma, gelişim vb. değerleri hayatımızın merkezine koyarak ancak, daha iyi bir gelecek inşa edebiliriz… Altın kurallar, sadece bireysel ilişkilerde değil, toplumsal hayatın her alanında gerekli… İş hayatında, eğitimde, aile içinde ve arkadaş ilişkilerinde, altın kurallar gerekli… Bir işyerinde dürüst çalışmak ve sorumluluk almak, çalışanlar arasında güven oluşması ve iş verimliliğinin artması için gerekli… Davranış eğitiminde empati, merhamet, sevgi ve saygı, öğrencilerin ve öğretmenlerin daha uyumlu ve verimli bir şekilde çalışmaları için gerekli… Altın kurallar, insan ilişkilerinde barış ve huzurun sağlanması için, bireylerin ve toplumların daha iyi, daha anlayışlı ve daha âdil bir dünyada yaşayabilmeleri için gerekli… Hayat yolculuğunda bizi ayakta tutan, doğru yönü bulmamıza yardımcı olan ve ilişkilerimizi güçlendiren evrensel ilkeler, bizi biz kılan altın kurallar…

Kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapma! Bu, en temel altın kural, tüm dinlerde ve felsefî öğretilerde bulunan ilke… Bireylerin birbirine zarar vermemesi, aksine, iyilik ve hoşgörü içinde yaşamaları için bu altın kural elzem… Başkalarının haklarına saygı göster! İnsanların temel hak ve özgürlüklerine saygı göstermek, barış ve adaletin temel taşı… Her bireyin hayat hakkı, özgürlük hakkı ve kişisel bütünlüğün korunması, bu altın kurala bağlı… Empati yap ve merhametli davran! Empati yaparak, başkalarının duygularını ve düşüncelerini anlamaya çalışarak, onların yerine kendini koyarak olaylara farklı bir perspektiften bakabilmek yetmez… Empati kurabilip, daha anlayışlı, hoşgörülü olup, merhametli davranabilmek gerek… Kendimize yapılmasını istemediğimiz bir şeyi başkasına yapmamak gerek… Allah’ın bütün elçileri ve ünlü düşünürlerin birçoğu (Konfüçyüs, Buda, Kant); hep merhametli davrandılar… Kendimize nasıl davranılmasını istiyorsak, başkalarına da öyle davranabilmek önemli… Sorumluluk al! Her birey, kendi ve birlikte olduklarının eylemlerinin sonuçlarından sorumlu… Toplumsal yararlar, bireysel çıkarlardan önce gelmeli… Yapılan hataların kabul edilmesi ve telafi edilmesi, güven ve saygının oluşmasına endeksli… Dürüst ol! Dürüstlük, güvenilir ilişkilerin temeli… Yalan söylememek, başkalarını kandırmamak ve açık sözlü olmak, sağlıklı ve güçlü ilişkiler kurmanın anahtarı… Sözlerimizin ve eylemlerimizin tutarlı olması lâzım… Sözlerimiz bir yere kadar… Yaptıklarımızla değerlendiriliriz... Verdiğimiz sözleri tutmak, dürüst olmak ve tutarlı davranmak; kişisel bütünlüğümüzü korur ve çevremizdeki insanların güvenini kazanmamızı sağlar… Bu yüzden önce kendimizi tanımak gerek… Kendini tanıyan insan, başkalarını da daha iyi anlar ve ilişkilerinde daha sağlıklı davranır… Sabırlı ol ve zamanın gücüne inan! Hayatta her şey anında olmaz. Büyük başarılar, derin ilişkiler ve anlamlı bir hayat ve sabır gerektirir… Öğrenmeyi asla terk etme! Hayat, bitmeyen bir öğrenme vetiresi/süreci… İlim-irfan, bizi güçlü kılar ve dünyaya daha geniş bir perspektiften bakmamızı sağlar… Fikret, zikret ve şükret! Düşünüp, anmak ve sonrasında teşekkür ile mukabelede bulunmak, insan olabilmenin ve insan kalabilmenin tek şartı… Sahip olduklarımızı hatırlamak ve paylaşmak ve teşekkür etmek, her şeye daha olumlu bir pencereden bakmamızı sağlar… Kendine ve başkalarına değer kat! Hayat, hem kendimiz için yaşadığımızda hem başkalarına değer kattığımızda anlamlı… Bu; el ele vermek, gönül gönüle vermek, küçük de olsa bir katkıda bulunmak, yararlı projelere imza atmak, başkalarına değer katmak demek… Kendimizi sürekli ve sürdürülebilir bir şekilde iyi ve olumlu yönde geliştirmektir bu… Elbette, bütün bunlar, pozitif/müspet/olumlu düşünebilmeye ve dengeli yaşamaya bağlı…

Kadim medeniyet değerlerimizde, aslında her bir şey çok net… Mutlu ve huzurlu olmanın altın prensipleri: Allah'ın birliğine inanmak ve sadece O'na ibadet etmek (tevhid)... Âdil olmak, haksızlık yapmamak ve zulümden kaçınmak (adâlet)... Yalan söylememek, doğru sözlü olmak ve her zaman dürüst davranmak (doğruluk ve dürüstlük)… İhtiyacı olanlara yardım etmek, sadaka vermek ve topluma faydalı olmak (iyilik ve yardımseverlik)… Zorluklar karşısında sabırlı olmak, insanlara karşı hoşgörülü ve anlayışlı davranmak (sabır ve hoşgörü)… Aile üyelerine ve komşulara saygılı olmak, iyi ilişkiler kurmak (aileye ve komşulara hürmet)… Hem bedensel hem ruhsal temizlik, namaz ve ibadet öncesi abdest almak, gusül abdesti almak (temizlik/taharet)… Çalışkan olmak, israf etmemek ve tasarruflu davranmak (çalışkanlık ve iktisatlı davranmak)… En önemlisi ilim tahsil etmek, ilim-irfan-izan-irade-terbiye-edep sahibi olmak… Kapılara değil, önce vicdanlara kilit vurabilmek, karanlıkta bile esnerken ağzımızı kapatabilmek; kadim medeniyet değerlerimizin altın kuralı idi… Nereden nereye geldiğimizin hâlâ farkına varma zamanı gelmedi mi? Bunu anlayabilmek için, dijital teknoloji ile devre dışı kalan beyinlere bakabilmek lâzım… Dijital teknolojinin egemen olduğu dünyada, kadim medeniyet değerlerimizin eksikliğini hissetmemek gayrimümkün… Net (internet) varken de görgü kurallarına (etiquette)’e ihtiyacımız var! Bu, netiquette (net+etiquette)… Dijital platformlarda (netiquette’de) saygılı olmanın altın kuralları: Yüz yüzeyken yapmayacağın bir şeyi dijital ortamda da yapma! Bir mesaj atmadan, yorum yazmadan veya fotoğraf paylaşmadan önce aynı şeyi yüz yüze yapamıyorsak, onu paylaşmamak lâzım… Biriyle birlikteyken telefonunu, tabletini veya başka bir elektronik cihazını kullanma! Önemli bir arama veya mesaj bekliyorsak, birlikte olduğumuz kişiye önceden haber verip ve kesinti için özür dilememiz gerekir… Restoranlar, toplu taşıma araçları, mağazalar, asansörler ve kütüphaneler gibi halka açık yerlerde telefon konuşması yapmak, telefonunuzun sesli bildirimlerini açık tutarak çevremizdeki rahatsız etmek doğru değil… Dijital platformlarda nâzik bir dil kullan! İnsanlara lakap takmak, aşağılayıcı ifadeler kullanmak, küfür etmek, dış görünüşü ile alay etmek, kasıtlı olarak saldırgan fikirler öne sürmek vb. kötü davranışların karşı tarafa psikolojik zarar vermesi dışında yasal olarak suç olduğunu, bir rumuz kullansak bile bıraktığımız dijital izlerden kim olduğunuzun bulunabileceğini unutmamak lâzım… Dijital platformlarda bir şeyi paylaşmadan önce en az iki kez düşün! Dijital ortamlarda paylaştığımız her şey kalıcı… Nelerin paylaşıma uygun olduğunu ve nelerin gizli kalması gerektiğini, çocuklara öğretmek mühim… Dijital platformlarda her gördüğüne inanma! Sosyal medyada o kadar çok sahte haber ve bilgi, gerçeğinden zor ayırt edilebilen sahte fotoğraf ve video var ki… Bir haber ya da bilgiyi paylaşmadan önce doğru olup olmadığını, güvenilir kaynaklardan kontrol edilmesi gerektiğini unutmamak lâzım… Maalesef, dijital platformlarda herkes doğruları söylemez! İnternetteki herkesin iddia ettiği kişi olmayabileceğini bilmek gerek… Dijital platformlarda, iletişimin de fazlası zarar! Dijital ortamlarda bir kişiye çok fazla mesaj göndermek ve sosyal medya paylaşımlarına yorumlar yazmak karşı tarafı rahatsız eder… Dijital platformlarda, izin almadan paylaşma! Başkalarıyla ilgili fotoğraf, video veya herhangi bir bilgi paylaşmadan önce ve bir sosyal medya gönderisinde arkadaşları etiketlemeden evvel, mutlaka izin alınması gerekir… İnsanların özel hayat mahremiyetine dijital ortamlarda da azami saygı duyulmalı… Başkalarına ait bilgisayarı, telefonu veya tableti izin almadan asla kullanma! Acil durumlar dışında böyle bir talepte bulunmak doğru değil… Birçok kimsenin kullandığı bir bilgisayarda sizden önceki kullanıcının tarayıcıyı bir sosyal medya platformuna giriş yapılmış hâlde bıraktığını fark ettiğimizde, hemen oturumu kapatmak ve ilgili kişiye konuyla ilgili haber vermek gerek… Başka insanların sizi duyabileceği yerlerde yüksek sesle müzik dinleme, video izleme, oyun oynama ya da görüntülü/sesli görüşmeler yapma! Müzik dinlerken ya da video izlerken mutlaka kulaklık kullanmak ve sesin dışarıya taşmadığından emin olmak gerekir…

Hayat dediğimiz, bir ezanla kamet arası bir yolculuk… Mâlum, insan doğunca sağ kulağına ezan, sol kulağına kamet okunur... Vefat edince de, farz olmasına rağmen cenaze namazı ezansız ve kametsiz kılınır… İnsan, doğduğunda ezanı okunmuş, kameti getirilmiş, namazı bekliyordu… Hayat; bizim için, bebekken kulağımıza okunan ezanla, vefat ettiğimizde kılınan namaz arasındaki mesafeden ibaret… Bu, altın kuralların ilki... Selam, sevgi ve saygılarımla.