Boş; anlamsız veya yararsız bir düşünce, söz ya da davranışın anlam taşımaması… Boş; bilgisiz, bilgi eksikliği olan kişi veya durum… Boş; hazırlıksız, beklenmedik bir anda yakalanmak… Boş şeyler; anlamsız veya gereksiz konulara dikkat çekmek için kullanılan ifade... Boş şeylerle uğraşmak; zaman kaybettiren, faydasız işlere yönelmemek gerektiğini vurgulamak maksadıyla söylenen söz… Boş şeyler ile iştigal etmek; bir kimsenin lâğv, hezl ve mâlâyâni şeylerle uğraşması… Lağv; düşünülmeden söylenen, varlığı ve yokluğu önemsiz, boş, faydasız söz, yemin ve iş… Lağv; niyet ile beyan arasında kasıtlı uygunsuzluk durumunu doğuran ciddiyetsizlik, kişinin dinî ve dünyevî hayatı bakımından fayda sağlamayan gereksiz söz ve davranış… Hezl; sözün anlamını ve hükmünü kastetmemekle gerçekleşen ve iç irade ile beyan arasında kasıtlı uygunsuzluk durumunu doğuran ciddiyetsizlik… Mâlâyâni; bireyin dinî ve dünyevî hayatı bakımından fayda sağlamayan gereksiz, faydasız, anlamsız, lüzumsuz söz ve davranış…
Hayatın anlamsızlığı, yüzeyselliği ve gereksiz meşguliyetleri anlatmak için kullanılan sözdür boş şeyler… Boşluğun kaosa dönüşümüdür boş şeyler… Boş şeyler; anlam arayışının zıddı olan ‘boşluk’ duygusunun insanı boşa kürek çekmeye mahkûm etmesi… Günümüzde ‘boş şeyler’, hem eleştiri hem ruh hâlini özetleyen ifade… Boş şeylerle vakti öldürmenin olumsuzluğunu dile getiren sözler: : “Boşa geçen zaman, ölümdür.” (Atasözü)… “Vakit, kılıç gibidir; sen onu kesmezsen o seni keser.” (Hz. Ali)… “Zamanını boşa harcayan, ömrünü kendi eliyle tüketendir.” (Sadi Şirazi)… “Boşa harcanan zaman, bir daha bulunmaz.” (Benjamin Franklin)… “En verimsiz günümüz, hiç gülmediğimiz gündür; en zararlı günümüz ise boşa geçirdiğimiz gündür.” (Goethe)… “Zaman öldürmek, aslında kendi hayatını öldürmektir.” (La Rochefoucauld)… “Boş bir hayat, dolu bir hayattan daha iyidir; çünkü dolu bir hayat, çok fazla sorumluluk getirir.” (Oscar Wilde)… “Hayat, bir bisiklet sürmek gibidir. Dengeyi korumak için hareket etmeye devam etmelisin; aksi takdirde düşersin.” (Albert Einstein)… “Boş bir hayat, insanın en büyük düşmanı olan zamanın en iyi dostudur.” (Friedrich Nietzsche)… “Çoğu insan hayatı boyunca boş bir şekilde yaşar; oysa hayat, bir deneyim ve keşif yolculuğudur.” (Henry David Thoreau)… “Boş bir zihin, dolu bir kalpten daha tehlikelidir.” (Confucius)… Boş şeylerle vakit geçirmek, ömrün israf edilmesi demek… Kadim medeniyet değerlerimize göre, zaman bir nimet; ömür, Allah'ın verdiği hesabı sorulacak olan en değerli sermaye… Ömür sermayesinin boş, faydasız, insana dünyada ve ahirette hiçbir katkısı olmayan işlerle tüketilmesi, en büyük israf ve akılsızlık… Söz de, kayda geçen, hesabı sorulacak olan emanet… Dil, kontrol edilmesi en zor olan uzuv… Bu nedenle söz; hayır, fayda odaklı olmalı ya da susulmalı… İnsanın, boş iş ve sözleri terk etmesi; nefsine hâkim olduğunun, aklını ve vaktini önceliklerine göre kullanabildiğinin, ihsan derecesine ulaşabildiğinin göstergesi… Boş söz ve işler, kalbi meşgul eder; onu Allah'ın zikrinden ve ciddi meselelerden uzaklaştırır; manevî olarak kirlenmesine neden olur… Boş şeylerle iştigal etmek; vakit öldürmektir, insanın yaratılış gayesinden sapmasıdır, manevî sermayesini heba etmesidir, kalbin kararmasıdır… Kadim medeniyetimizde bu konudaki ölçüt ve söylenen sözler belli… “Onlar (müminler) ki, boş ve faydasız işlerden yüz çevirirler.” (Mü'minun, 3)… “Onlar ki, yalana şahitlik etmezler ve boş sözlerle karşılaştıkları zaman vakar ile (oradan) geçip giderler.” (Furkan, 72)… “İnsanlardan öylesi vardır ki, hiçbir bilgisi olmaksızın, insanları Allah'ın yolundan saptırmak ve onunla alay etmek için lâğv (eğlenceli ve boş) sözleri satın alır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.” (Lokman, 6)… “Kişinin mâlâyâni (lüzumsuz) şeyleri terk etmesi, Müslümanlığının güzelliğindendir.” (Hadis-i Şerif)… “Allah'ı zikretmek dışında çok konuşmayın. Allah'ı zikretmek dışında çok konuşmak, kalbi katılaştırır. Katı kalpli olanlar ise Allah'tan en uzak olanlardır.” (Hadis-i Şerif)… “Faydası olmayan, iyilik ve takvada sana yardım etmeyen her söz boştur.” (İmam Gazali)… “Boş sözü, boş işi bırak da kurtul; çünkü sen, yüce bir iş için yaratıldın. -Sözü boş yere harcamak, büyük bir kayıptır. Boş söz, ağulu aş (zehirli yemek) gibidir; faydalı söz ise bal gibidir… Ömrünü boş işlerle harcama; çünkü o ömür sana tekrar verilmez.” (Mevlana Celaleddin-i Rumi)… “Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı… Söz ola ağulu aşı, bal ile yağ ede bir söz.” (Yunus Emre)… “Dört şeyi yapmakta acele et; ibadet vaktini, günahsız gençliği, varlıklı olduğun vakti ve boş vaktini.” (İmam Şafii)… “Gönlünü boş sözden, dilini yalandan koru. Çünkü boş söz, gönlü hasta; yalan ise dili hasta eder.” (Feridüddin Attar)…
Boş şeyler; faydasız, yüzeysel veya zaman kaybı olarak görülen uğraşlar… Bir maksada hizmet etmeyen sohbetler, hızlıca tüketilen ve unutulan dijital içerikler, gösteriş odaklı tüketim veya dedikodu kültürü… Bu; boş şeylerin ne olduğunu ne olmadığını özetleyen söz… Bu; sorunları erteleyip, dikkatleri anlık tatmin sağlayan bu 'boş şeylere' yöneltmenin açıklaması... Bu; doluluk ile değer arasındaki ayrımın vurgulanması… Yapılan bir şeyin içeriği ne kadar dolu olursa olsun, eğer yapılanlar manevî ve entelektüel yaklaşım içermiyorsa, her bir meşguliyet bir boşluğun yansımasıdır… Boş şeyler; yalnızca sosyolojik veya kültürel bir eleştiriyle sınırlı değil… Boş şeyler; felsefî olarak boşluğun, varoluşsal kaygıya dönüşümüdür bir bakıma… Varoluşçuluk felsefesindeki ‘anlamsızlık’ (absürt) hissinin günlük konuşma diline akseden biçimidir, boş şeyler… Uğraştığımız her şey (kariyer, mal mülk, şan şöhret), sonuçta ‘boş şey’ aslında; iyi ve fayda odaklı değilse eğer… Kazanım sandığımız her bir şey, kendi kendimizi oyalama biçimi gibi sanki… ‘Doluluk’ yanılsamasıyla, kaçınılmaz boşluk duygusundan (varoluşun sonluluğundan) kaçmaya çalıştığımız bahanelerdir bütün bunlar… Boş şeylerin bizde bıraktığı izler, sadece bir paradoks (ironik veya beklenmedik bir durum veya ifade)… Gerçek olan tek şey; hayatımızdaki boşlukların (gerçek amaçların, tutkuların ve derin bağlantı eksikliklerin), 'boş şeyler' ile doldurmaya çalışılmasından ibaret… Geçici bir örtbas sağlamak amacıyla yapılan, deliğin kapatılmasında sadece toz kullanması gibi… Sahip olduğumuzu sandığımız maddî varlıklar, anlık statü ve geçici lüksler; ‘boş şeyler’in en somut biçimleri… Anlık heyecan ve dopamin (beynin ödül sisteminde rol oynayan, hafıza, hareket, motivasyon, ruh hâli, dikkat gibi hareketi kontrol etmekle ilgilenen, beyin nöronları tarafından salınan nörotransmitter –nöronlar arasında veya bir nöron ile başka tür bir hücre arasında iletişimi sağlayan kimyevî uyarıcı) salınımı sona erdiğinde, geriye kalan; daha büyük bir boşluk… Bu boşluk, insan hayatında birçok yerde mevcut… Sosyal medyada sürekli bir onay ve dikkat arayışı, sanal bir ‘dolu’ hayat sergileme çabası, gerçek hayattaki etkileşim ve otantikliğin yerini alarak, boşluğun dijitalleşmiş bir yansımasıdır… ‘Boş şeyler’, bir uyarı zili olmalı... Bizi, nicelikten niteliğe dönmeye, meşguliyetten gerçek hedefe yöneltmeli... Uğraşlarımızı gözden geçirmemizi sağlamalı... Kendimiz olmamıza katkıda bulunmalı...
‘Boş şeyler’in panzehri; dışarıdan gelen hazırcılık değil, kendimizi keşfetme, derinleşme gayreti... Boşluk; çoğu zaman kaçınılmaz olabilir, ancak onu doldurmayı seçtiğimiz şeylerin ne olduğu mühim... ‘Boş şeyler’den vazgeçmek, hayatımızı anlamlı şeylerle doldurmaya başlamanın ilk adımı belki de... Sonrası, boş ve müsvedde olan her bir bireyden, dilli düdüklerden ve özellikle kurusıkı politik figürlerden uzak olmaya bağlı... Selam, sevgi ve saygılarımla.