DÜZEN

Düzen; nizam, intizam, ahenk, tertip, sistem, rejim... Düzen; sosyal bilimlerde, felsefede ve yönetim bilimlerinde karmaşık sistemleri anlamlandırmak için kullanılan bir araç... Düzen, kaotik bir yığın değil, belirli bir işleyişi olan yapısal bir bütün... Düzen, hangi alanda incelediğimize bağlı olarak farklı sembollerle ifade edilen organizma... Yaşayan bir organizma gibidir toplum veya kurum... Mantık açısından, her parçanın (organın), bütünün hayatta kalması için bir görevi var... Bir parça çalışmazsa, işlevsiz olursa, sistem aksar... Düzen, denge demek... Bir şirketteki departmanların kalp, beyin ve kollar gibi birbiriyle uyumlu çalışması gerek... Sanayi Devrimi ile hayatımıza giren perspektifte dünya, devasa bir saat düzeneği misâli... Parçalar standart, değiştirilebilir ve tahmin edilebilir şekilde hareket etmekte... Verimlilik ve hiyerarşi esas... Düzen, dişlilerin birbiriyle uyumu sayesinde tıkır tıkır işlemekte...

Klasik yönetimde düzen, zincirleme komutaya endeksli... Siyasette düzen, sürekli müdahale gerektiren bir işleyiş... Bahçıvanın, yabanî otları ayıklaması misâli... Otlar temizlenmezse, kaos bahçeyi ele geçirir...Disiplin, budama ve dış etkenlerden koruma gibidir...Düzen dışı kalan her şey, hastalık veya atıkolarak düşünülmeli... Belirsizlik, kaygıyı artırır... Değişime, gelişime ve yenilenmeye olan direnç, katı bir düzen anlayışı... Böylesi hâl, sistemin esnemesini ve evrilmesini engeller... Düzenin sürdürülebilir olması, iş bölümü yapılmasına bağlı... Düzen, statik bir yapı olmamalı, dinamik bir süreç olmalı... Merkezî bir kontrol olmasa da kendi kendine organize olan yapılar olmalı, karınca kolonileri gibi... Siyasette düzen; güçlü bir otorite ve bireysel özgürlükleri koruyan ve toplumsal adaleti tesis eden bir yapı olmalı... Bunun için; kişilerin yönetimi yerine kuralların yönetimi ilkesi benimsenmeli... Adâlet mekanizması, siyasi otoritenin bir aracı değil, onun denetleyicisi olmalı... Yasama, yürütme ve yargı güçleri, birbirinden ayrılmalı, gücün tek bir elde toplanarak tiranlığa dönüşmesi engellenmeli... Düzenin istikrarı, kurumlara olan güvene bağlı...

Siyasî pozisyonlar birer ganimet olarak algılanmamalı... Devlet kademelerinde öncelikle ehliyet ve liyâkat aranmalı... Siyasî iktidar değişse de, devletin işleyişini sağlayan bürokratik yapı (kurumsal hafıza) korunmalı... Düzende, azınlık hakları korunmalı ve farklı seslerin karar alma süreçlerine dâhil olması sağlanmalı... Siyasî düzen, devlet ve birey arasında köprü olan sivil toplum kuruluşlarıyla güçlendirilmeli... Karar vericilerin, hesap verebilir olması son derece önemli... Siyasî düzenin sarsılmasının en büyük nedeni, sınıfsal uçurum ve ekonomik adâletsizlik... Eğitimde, sağlıkta vb. her bir durumda her bir hizmete erişim; âdil olmalı... Devlet, vatandaşının can güvenliğini ve ona onurlu bir hayat süreceği ekonomik yeterliliği sağlamalı... Siyasette düzen; şiddete ve baskıya dayanmamalı... Düzen, gücü kutsayan değil, insana değer veren olmalı; gücü sınırlandırarak insan onurunu yüceltmeli ve her şeyde adâleti geçerli kılmalı...

Adâlet mülkün (devletin) temelidir.” (Hz. Ömer)... Siyasette düzen, tek bir perspektife dayanmamalı...Liberalizm, sosyal demokrasi,muhafazakârlıkvb. düşüncelere yer verilmeli... Liberal düzen; bireyi ve özgürlüğü merkeze alan yapı... Liberalizmde siyasî düzen, bireyin devlet müdahalesinden korunması demek... Düzen, bireye,bireyin kendi potansiyelini gerçekleştirebileceği özgür bir alan sunmakla yükümlü... Liberalizmde devlet, sadece güvenlik ve hukuk gibi temel alanlarda var olmak durumunda... Liberalizm, bireyin ekonomik ve sosyal tercihlerine karışmaz... Birey, başkasına zarar vermediği sürece her şey mubahtır liberalizmde... Piyasa ekonomisi, serbest rekabetgeçerlidir... ‘Sosyal Demokrat Düzen’de eşitlik ve dayanışma mühim... Liberal özgürlüklerin yanında sosyal haklar da var... Düzen, sadece kâğıt üzerinde özgürlükle değil, maddî imkânların âdil paylaşımıyla sağlanır... Bir bireyin açken veya eğitimsizken özgür olamayacağı gerçeği söz konusudur... Devlet, bireye sosyal imkânları sunmakla görevli... Vergilendirme yoluyla gelir, yeniden dağıtılır, düzeni bozan sınıfsal çatışmalar asgari düzeye çekilir... Düzende, sadece elitler etkin değil, işçi ve sivil toplum kesimleri de yönetime katılır...

‘Muhafazakâr Düzen’de; ani değişimlerle değil; tarihî kurumların (aile, din, yerel topluluklar) korunmasıyla kurallar belirlenir... Düzende, mevcut değerleri, evrensel normlara göre modernize ederek korunur... Toplumda doğal bir hiyerarşi vardır; düzen, her birimin (birey, aile, devlet) kendi sorumluluklarını yerine getirmesiyle sağlanır... Siyasî düzenin ayakta kalması için ortak bir değerler sistemi ve gelenek bağı şarttır... İdeal olan düzende, insan ve hakları öncelenmeli; kadim değerlerimiz korunmalı... Modern ve sürdürülebilir düzende, özgürlük (liberalizm) olmalı... Adâlet ihmal edilmemeli... Kutuplaşmaya fırsat verilmemeli... Sosyal demokrasi esas olmalı ve üretimde verimlilik esas alınmalı... Gelenekler devam etmeli, ancak, değişim, gelişim ve yenilenme de olmalı... Liberalizmin hukuk güvencesi, sosyal demokrasinin fırsat eşitliği ve muhafazakârlığın kurumsal sürekliliği birlikte olmalı... İdeal olan düzende; adâlet, özgürlük, katılım ve hesap verebilirlik olmalı... Hukukun üstünlüğü olmalı... İnsan onuru ve hakları gözetilmeli... Erdem ve ahlâk olmalı... Refah ve istikrar olmalı...

Kadim medeniyetimizde düzen, Kuran ve sünnet odaklı olmuş (Hz. Muhammed ve Dört Halife dönemi, Asr-ı Saadet hukuk düzeni -şeriat)... Şeriat, sadece ceza hukukunu değil, aile, ticaret, anayasa ve ahlâk kurallarını içeren kapsamlı bir hukuk ve hayat nizamı... Asr-ı Saadet döneminde liderlik, peygamberlik (nübüvvet) ve daha sonra seçim (biat) ile belirlenmiş, şura ve adâlet ile kararlar verilmiş ve uygulanmış... Sonraki dönemlerde fıkıh esaslarına (İslam hukuku) ve siyaset düşüncesine göre şekillenmiş... Kadim medeniyet düzenimizdeki temel ilkeler ve kavramlar:Tevhid (Allah'ın Birliği)... Egemenlik ve yasama yetkisi, Allah'a ait... İnsan, O'nun yeryüzündeki halifesi (vekilidir) ve ilahî vahye tabi... Bu, insanın sorumluluğunu vurgulayan ve yasaların ilahî çerçeveye uygun olması gerektiğini ifade eden ilke... Kuran’da, âdil olmamız emredilir... Zulüm, şiddetle yasaklanır... Yöneticinin görevi, adâleti sağlamak...

Toplum işlerinin danışma ile yürütülmesine dair Hak buyruğu: “Rablerinin çağrısına uyarlar, namazı özenle kılarlar. İşleri de aralarındaki danışma ile yürür. Kendilerine verdiğimiz rızıktan başkaları için harcarlar.” (Şura, 38)... Hakk’a biat (bağlılık beyanı) ve itaat esas... Yöneticiye, adâleti gözetmesi, şura ile hareket etmesi şartıyla biat edilir ve itaat edilir; adâletten saptığında ve zulüm yaptıdığında, itaat olunmaz, biat edilmez... Ehil, âdil, güvenilir ve yetenekli kişilerden yönetici seçilmesi gerekir... Farabi, düzeni ‘Erdemli Şehir’ (el-Medinetü'l-Fazıla) teorisiyle açıklamış: “Bir toplumdaki düzen, insan vücudundaki organların uyumu gibi olmalıdır.”... “Zulüm, umranın (medeniyetin ve düzenin) harabıdır. - İnsanlar, aralarındaki çekişmeleri engelleyecek bir yasakçıya (hâkim/otorite) ihtiyaç duyarlar; düzen ancak böyle tesis edilir.” (İbn Haldun)... “Dünyadaki düzen, dinin düzeni içindir; dinin düzeni ise ahiret saadeti içindir. - Nizamın esası, her şeyi yaratılış gayesine uygun kullanmaktır.”(Gazali)... “Adâlet nedir? Ağaçları sulamak. Zulüm nedir? Dikene su vermek... Adâlet, bir şeyi yerli yerine koymaktır.” (Mevlana Celaleddin Rumi)...

Düzenli bir toplum, bütün parçaları birbirine yardım eden, sağlıklı bir beden gibi... Düzenin olmadığı yeri, kargaşa doldurur... Kargaşanın olduğu yerde düzen olmaz... Toplumsal düzenin temeli, adâlet ve disiplin... Selam, sevgi ve saygılarımla.