KADER Mİ, KEDER Mİ?

Kader mi, keder mi? Kader deyip kedere teslim olmak, kaderi bilmemek... Kader, insanın gayretine; keder, insanın cehaletine endeksli...Kader ve keder;felsefeden teolojiye, edebiyattan gündelik hayatın sıradan sohbetlerine kadar uzanan iki kelime... Kader;zamanın ve mekânın ötesinde, zamana, mekâna ve her bir şeye hükmeden ilâhî irade... Kader, olayların akışında bize verilen cüzi irade... Kader, insanın cüzi iradesiyle, çabasıyla ve seçimleriyle ördüğü ilahî kod yazılımı... “Kader, beyaz kâğıda sütle yazılmış yazı; elindeyse beyazdan, gelde sıyır beyazı!” (Necip Fazıl Kısakürek)...

Kader (takdir etmek); Allah'ın, olmuş ve olacak her şeyi (varlıklar, olaylar, zaman, mekân) ezelî ve ebedî ilmiyle bilmesi, önceden takdir ve tayin etmesi... Evrenin ve her bir varlığın bir kullanma kılavuzu, bir yazılım kodu... Bir ağacın ne zaman filizleneceği, kaç yaprağı olacağı, ne zaman meyve vereceği, bir insanın ne kadar yaşayacağı, cinsiyeti, fiziksel özellikleri vb. her detay, ezelî ilimde belli...

Kaza (hükmetmek, yerine getirmek); kaderde planlanan ve yazılan şeyin, zamanı geldiğinde Allah tarafından yaratılması ve varlık sahasına çıkarılması... Kaderde yazılı olan ağacın, bahar geldiğinde filizlenmesi, yapraklarının çıkması; kaderde yazılı olan insan ömrünün, vakti geldiğinde sona ermesi... Kader, bir mimarın bir bina için çizdiği çok detaylı proje ve plan misâli... Kaza, yapılan plana göre inşaatın tamamlanıp binanın ortaya çıkması... ‘Kader ve kazaya iman’, İslam'da imanın 6 şartından biri... Bir Müslüman, her şeyin Allah'ın bilgisi, iradesi ve takdiri dâhilinde olduğuna inanır... İnsan sahip olduğu iradesi (cüz'i irade), onun sorumlu ve yükümlü olmasına sebep... “Her şey önceden yazıldıysa, bizim suçumuz ne?” görev ve mesuliyetten kaçmanın ve yükümlülükleri yerine getirmenin bahanesi... Allah'ın iradesi (külli irade), mutlak, sınırsız ve her şeyi kuşatıcı... İnsanın iradesi (cüz'i irade), sınırlı, Allah'ın verdiği bir yeti... İnsana, kendi eylemleri arasında seçim yapma özgürlüğü ve gücü verilmiş Hak tarafından... Allah, insanın neyi seçeceğini ve yapacağını ezelî ilmiyle bilir; insan ne yapmak isterse onu yapmasına izin verir... İnsan, kendi iradesiyle iyiyi veya kötüyü seçer ve bu seçiminden dolayı sorumlu olur...

Tohum; toprak, su ve güneş ile yeşerir... Bu, tohumun mukadderatı... Tohum, içindeki potansiyeli ortaya çıkarmak için toprağı delip, filizlenmek, güneşe ulaşmak için mücadele etmek zorunda... Bu mücadele, onun gayretiyle olur... İnsan da böyle... Doğduğu ailede, coğrafyada ve yaşadığı olaylarda, insanın nasıl bir karakter sergileyeceği, zorluklar karşısında pes mi edeceği yoksa mücadele mi edeceği, bilgiye mi yoksa tembelliğe mi yöneleceği tamamen onun gayretine bağlı... Kader, yan gelip yatmak; sonra da bu benim kaderim demek olamaz... Gayret olmadan kaderden şikâyet etmek, hiç emek harcamadan hasat beklemek kadar anlamsız... Kaderin kedere evrilmesidir, cüzü irademizi harekete geçirmemek...

Keder; bilginin ışığından uzak, cehaletin karanlığında yeşeren duygu yoğunluğu... Keder, hayatın kaçınılmaz bir parçası... Kayıplar, hayâl kırıklıkları ve acılar insan olmanın gereği... Hangi keder?Geçici ve doğal üzüntü hâli mi yoksa kronikleşmiş, insanı içten içe kemiren ve onu hareketsizliğe mahkûm eden hâl mi? Kederi tetikleyen ve besleyen şey, cehalet... Cehalet;bilgi eksikliği, olayları doğru okuyamama, perspektif geliştirememe ve kendini tanıyamama ahvâli... Cehalet içinde bocalayan insan, hâdiselerin gerçek nedenlerini göremez... Gereken bilgi ve yöntemlerden habersiz olduğu için sorunları çözemez... Çaresizlik, derin bir kedere dönüşür...Meselâ, sağlık konusunda bilgisiz olan biri, küçük bir rahatsızlığı bile korkunç bir felaketmiş gibi algılar, gereksiz bir kedere kapılır... Finansal okuryazarlığı olmayan kimse, parasını yönetemez ve sürekli strese ve kedere mâruz kalır... Keder, bilgisizliğin ve korkunun gölgesinde semirir... Hâlbuki bilgi, insana güç verir... Bir sorunu anlamak, onunla nasıl başa çıkacağını bilmek, o sorunun üstesinden gelmemizi sağlar; kederi hafifletir... Bilgi, insanı güçlü kılar... Bilgisizlik ise, insanı kaosa sürükler... Kederden kurtulmanın yolu, cehaletin zincirlerini kırmaktır...

Kader ve keder, hayatımızı şekillendiren dinamikler... Kader ve keder arasındaki ilişkiyi doğru kurmak, sorumluluğumuzu anlamak açısından elzem... Kaderimiz, gayretimize bağlı... Ne kadar çok çalışırsak, ne kadar çok emek verirsek, o kadar olumlu yönde sonuçlar elde ederiz...“İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır ve çalıştığını da görecektir.” (Necm, 39)... Kederimiz, cehaletimizin bir yansıması... Ne kadar çok öğrenirsek, ne kadar çok anlarsak, kederin pençesinden o kadar kolay kurtulabiliriz... Hayatımızı şekillendiren her ne ise, tavrımız, çabamız net olmalı ki, yaptıklarımızın karşılığını alabilelim... Kaderimiz sandığımız kabullenmeyi terk etmeliyiz... Aktif gayretle harekete geçmeliyiz; kederimizi sızlanma ve bahane konusu yapmak yerine, onu aşmak için bilgiyi ve öğrenmeyi devreye sokmalıyız... Kaderimizi, gayretle ve bilgiyle inşa etmeliyiz... Kaderimizin görünmeyen perdesi, pasif bir teslimiyetin kaçınılmaz bir yazgısı... Aslında ilâhî yazılım olan kaderimiz, kendi gayretimizle dokuduğumuz kumaş gibi... Kumaşın dokumasında yapılan hatalar, cehaletinin acı sonuçları... Emek sarf etmeyenlerin ve başkaları üzerinden geçinenlerin kader algısı; değişmez bir yazgı olması... Kader, Yaratan’ın insana verdiği bir potansiyel... Bu potansiyelin, insanın gayretiyle kullanılmasıdır kader...Keder ise,gayret ve bilgi eksikliğiyleyolumuzu şaşırmamız... “Kader, Allah’ın ilmidir; insanın iradesi ise ona açılan bir kapıdır. - İnsan, yapacağı fiilleri kendi seçer; fakat Allah, o fiillerin yaratılmasını dilemiştir.” (İmam-ı Gazâlî)... “Kaderi anlamak, varlığı anlamaktır; çünkü kader, varlığın nefesidir. - Kader, ilâhî isimlerin insan üzerindeki tecellisidir.”(İbn Arabî)... Kader, Allah’ın ezelî ilmi... İnsana irade verilmiş; seçim insana, yaratma Allah’a ait... Dua, niyet, çaba; kaderin içinde aktif olan unsurlar... Gayret (sa'y), kader (harita) üzerinde hangi yolu seçeceğimize dair irademiz...

Kaderi, en güzel dillendiren söz: “Allah’ım, tembellikten ve acizlikten sana sığınırım.” (Hadis-i Şerif)... Her başarı, eylemin (gayretin) sonucudur... Bir tohumu toprağa ekmek ve onu sulamayıp bakımını yapmaktır gayret... Ürünün hasat edilmesi, tohumun kaderi... Keder, basit bir üzüntüden öte, hayatta karşılaşılan hayâl kırıklıkları, pişmanlıklar ve ıstıraplar... Keder; dış ve iç etkenlerden kaynaklanan, kendi eylemlerimizin dolaylı sonucu... Bütün mesele, bu sonucun artıya dönüştürülmesi...

İnsanın kaderi, keder ile mutluluk ibresi arasında gelgitleri gösteren pusula aslında... Bu ilâhî yazılım, kaza denilen işletişim sistemine göre belirlenmen doğum ölüm çizgisi... Çizginin uzun ya da kısa oluşu Allah’ın takdiri... Kaderden kaçmak ya da kader çizgisinde koşmak... İnsana ve verilen tercih hakkı... Tercihlerimize ve yaptıklarımıza (kaza) göre ederimiz... Budur bizim kaderimiz... ‘Kader’, kimilerine göre bir açmaz; kimilerine göre ötenin ötesine açılır bir kapı... Kader ve keder hakkında çok şey söylenmiş: “Kaderin cilvesi, insanı en çok korktuğu şeyle karşılaştırır.” (Victor Hugo)... “Kader, bazen insanı en çok kaçtığı şeye sürükler.” (Shakespeare)... “İnsan kaderini seçemez, ama kaderin içindeki yolunu seçebilir. - Çok bilgelik çok keder doğurur, bilgi arttıkça acı da artar.” (Lev Tolstoy)... “Yüreğinde dayanılmaz bir keder duyuyordu.”(Fyodor Dostoyevski, Suç ve Ceza)... “Keder, insanın kendi varlığını sorgulamasına yol açar.” (Albert Camus)... “Keder, insanı ya yıkar ya da daha güçlü kılar.” (Nietzsche)...

‘Kader utansın’ diyenler utanmalı yaptıklarından veya yapmadıklarından... Kader deyip boş vermemeli insan... Kader deyip bahane bulmamalı insan... İnsan olan insan ve insan kalabilen insan, gayret etmeli sonuna kadar, sonrasında Hakk’a teslim olmalı, tevekkül etmeli, zikretmeli ve şükretmeli... İnsan, başına gelen, hoşuna gitmeyen, kötü gibi görünen olaylar karşısında bile Allah'ın hikmetine ve adaletine iman etmeli, sabretmeli... “Hak şerleri hayr eyler... Zannetme ki gayr eyler... Ârif anı seyr eyler... Mevlâ görelim neyler... Neylerse güzel eyler...” (Erzurum İbrahim Hakkı)... Selam, sevgi ve saygılarımla.