NE KATAR?

Bir bireyin, zorluklar karşısında yaptıkları, özüne ve topluma ne katar? Sabır ve azim ile yapılan fedakârlıkların ne getirdiği ve ne götürdüğü net olmayan bir durum… Yapılan fedakârlıklar, olumlu ve olumsuz sonuçlara neden olur… Başkaları için yapılan her fedakârlık, bireysel ve sosyal ilişkilerdeki güveni ve bağlılığı güçlendirir... Özveri ile yapılan bir şey, yapanı yüceltir, o kişiye olan sevgi ve saygı duyulmasını sağlar… Fedakarlık, yapan kişinin özel sınırlarını zorlar; onun empati, sabır, merhamet ile davranmasına neden olur… Başkalarının iyiliği için bir şeyden vazgeçmek, hayata anlam ve amaç katar… Yapılan fedakârlık, başkalarına ilham vererek bir iyilik zinciri başlatır… Yapılan her bir iyilik, artarak büyür… Fedakârlık, her zaman olumlu sonuçlanmaz; bazı riskler taşır… Sürekli, ölçüsüz ve gereksiz fedakârlık, zamanla kişisel tükenmişliğe yol açar… Bireyin, kendi ihtiyaçlarını göz ardı etmesi, bir süre sonra pişmanlık ve mutsuzluk hissine neden olur… Sürekli olarak başkaları için yapılan fedakârlık, onları bağımlı hâle getirir… Bu, onların kendi sorunlarını çözme yeteneklerini zedeler ve fedakârlık yapana daha fazla sorumluluk ve görev yükler…

Fedakârlık yapıldığında, karşılığını beklemek ise, en büyük aymazlık… Yapılan fedakârlığın bir karşılık beklentisi varsa (minnettarlık, aynı derecede fedakârlık vb.) ve bu karşılanmazsa büyük bir hayal kırıklığı ve öfkeye dönüşür… Karşılık beklemeden yapılan fedakârlık, daha kıymetli… Başkalarının isteklerine göre hareket etmek, fedakârlık olamaz… Bu; başkalarını emek sarf etmeden hazırcılığa ve asalak yaşamaya alıştırmak demek… Bu; fedakârlık yapılan kişinin kendi kimliğini ve değerlerini kaybetmesine neden durum… Bu; fedakârlık yapanın da kimliğini yitirmesine sebep hâl… Fedakârlık, kim olduğumuzu unutarak, sadece başkalarının beklentilerini karşılamak olmamalı… Fedakârlık, yapana ve yapılana ne katar ne katmaz? Bu, cevabı birçok sorunun ve sorunun içinde saklı… Fedakârlık, tek taraflı bir eylem… Fedakârlık, aslında hem fedakâr olan kişiye hem fedakârlığın yapıldığı kişiye ve aradaki ilişkiye iyi veya kötü bir şeyler katar… Fedakâr olana ne mi katar? İç huzur ve manevî doyum, öz saygı ve sorunlarla baş edebilme becerisi katar… Fedakâr olandan ne mi götürür? Kişiyi fiziksel ve duygusal olarak tüketir… Başkaları için yaşayan kişi, kendi isteklerini, ihtiyaçlarını ve kim olduğunu unutur… Fedakârlık, ‘bak ben senin için bunu yaptım, sen de şunu yapmalısın’ şekline dönüşür; kişi yozlaşır ve ilişki bozulur… Gereksiz yapılan fedakârlıklar, içten içe bir kızgınlığa evrilir… Fedakârlık, yapılan kişiye ne mi katar? Güven ve değer katar… Fedakâr olandan ne mi götürür? Karşılık verilemeyen veya ağır olan fedakârlık, kişide ezici bir suçluluk duygusuna yol açar… Sürekli fedakârlık gören kişi, durumu kanıksar ve tembelleşir; her şeyin kendisi için yapılmasını bekler hâle gelir, sorumluluk almaktan kaçınır… Fedakârlık bir beklentiye endeksli ise, kişi kendini bu beklentiyi karşılamak zorunda hisseder… Fedakârlık tek taraflı yapılmaya devam edildiğinde, ilişki alan-veren dengesizliğine dönüşür… Her şeyi başkası tarafından yapılan kişi, kendi ayakları üzerinde durma becerisini kaybeder ve özgüveni zayıflar…

Fedakârlık, kim ve ne için yapılmalı? Aile üyeleri, çocuklar ve ebeveynler için yapılmalı… Aile büyüklerine destek olunmalı, onların ihtiyaçlarını karşılamak için fedakârlık yapılmalı… Can dostlar için yapılmalı… Zorda olan arkadaşlar için yapılmalı… Arkadaşların zor zamanlarında onlara yardım edilmeli… Toplum için yapılmalı… Toplumsal sorunlara çözüm bulmak için gönüllü çalışmalara katılmalı… Çevre koruma projelerine destek verilmeli, kişisel konforlardan feragat edilmeli… Kendimiz için fedakârlık yapılmalı… Kendi hedeflerimiz için bazı konfor alanlarımızdan çıkılmalı… Sağlıklı bir hayat için bazı alışkanlıklarımızdan vazgeçilmeli… İş arkadaşları için zaman ayırmalı ve iş yükü paylaşılmalı… Daha az deneyimli çalışanlara rehberlik edilmeli, zaman ve bilgi paylaşılmalı… Fedakârlık, insan ilişkilerini güçlendirir ve toplumsal dayanışmayı artırır… Aşırı fedakârlık, kişinin kendi sağlığını ve mutluluğunu olumsuz etkiler, bu yüzden her durumda dengeli bir yaklaşım tercih edilmeli… Fedakârlık, alışkanlık ve görev haline gelmemeli… En akıllı fedakârlık; iyilik yapılan kişiye balık vermek değil, ona balık tutmasını öğretmek… Fedakârlığın biçimi, uzun vadeli etkileri açısından önemli… Birine balık verirsen bir gün doyar, balık tutmayı öğretirsen ömür boyu doyar… Fedakârlık, sadece anlık yardım olmamalı, bireyin kendi ayakları üzerinde durmasını sağlayacak bir destek biçimi olmalı… Birine doğrudan yardım etmek, kısa vadede etkili olur… Aç birine yemek vermek, o anki ihtiyacı karşılar… Yapılan yardım, kişinin gelecekteki ihtiyaçlarını karşılamasını garanti etmez… Kişiye balık tutmayı öğretmek, bilgi ve beceri kazandırmak, bireyin kendi yaşamını sürdürebilmesini sağlar... Bu, bireyin özgüvenini artırır ve toplumsal bağımlılığı azaltır… Gerçek fedakârlık, bireyin gelişimini hedef almalı… Eğitim vermek, rehberlik etmek, fırsat sunmak vb. yöntemlerle yapılan fedakârlıklar, bireyin kendi potansiyelini keşfetmesine yardımcı olur… Bu, sadece bir kişiye değil, onun etkileşimde bulunduğu tüm çevreye fayda sağlar… Bir bireyin güçlenmesi, bir ailenin, bir toplumun güçlenmesi demek… Balık tutmayı öğretmek, aynı zamanda empati, merhamet ve sabır gerektirir… Kişinin neye ihtiyacı olduğunu anlamak, ona uygun yöntemlerle destek olmak daha doğru olan tarz… Bu, yardım edenin de gelişmesini de sağlar… Balık vermek, geçici bir çözüm… Balık tutmayı öğretmek, öğrenen bireyin hayatını dönüştürür... İnsanlara kendi potansiyellerini kullanma fırsatı sunmak, onları hazırcılıktan üretken hâle getirmek demek…

Kim daha fedakâr? Bu, göreceli bir kavram… Fedakârlık bir ölçüyle kesin belirlenebilen bir şey değil… Fedakâr olan kişinin niyeti, imkânları ve yaptığı seçimler mühim… Anne-babalar, çocukları için hayatlarının pek çok kısmından vazgeçerler… Gerçek dost, kendi çıkarını ikinci plana atıp arkadaşını düşünür… Vatanı, dini, ailesi veya insanlık için canını ya da rahatını bozan kişidir en fedakâr olan… Kendi menfaatini geri plana atıp başkasının iyiliğini önceleyen, bunu karşılık beklemeden gizli yapandır, yaptığı fedakârlığı başa kakmayandır en fedakâr kişi… “Onlar, kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile kardeşlerini kendilerine tercih ederler.” (Haşr 9)… “Sizden biriniz kendisi için istediğini kardeşi için de istemedikçe gerçek iman etmiş olmaz.” (Hadis-i Şerif)… “Fedakârlık, nefsin cimrilik ve bencillik bağlarını kırmasıdır. İhsan eden, aslında kendinden bir parça feda etmiş olur. Çünkü gerçek mal, insanın kalbinin bağlandığı şeydir.” (İmam Gazâlî)… “Îsâr, güzel ahlâkın en yüksek mertebesidir. Zira insan başkasını kendine tercih etmedikçe nefsin bencilliğini aşamaz.” (İbn Kayyim el-Cevziyye)… “Fedakârlık, sevgiyi kanıtlayan en parlak aynadır. Canını feda edemeyen, sevgisinin hakikatinden söz edemez.” (Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî)… “Kâmil mümin, nefsinin arzu ve menfaatlerini terk edip kardeşinin arzusunu tercih edendir. Bu, imanın kuvvetinden doğar.” (İmam Rabbânî)… “Müminin kardeşi üzerindeki hakkı, kendi nefsi üzerindeki hakkından önce gelir.” (Hasan-ı Basri)…
Fedakârlık; karşılıklı saygı, minnettarlık ve denge olduğunda her iki tarafa da değer katar, ilişkiyi güçlendirir… Tek taraflı, sınırsız ve beklenti dolu fedakârlık, hem fedakâr olanı tüketir hem fedakârlık yapılanı pasifleştirir ve tüketir… Sürdürülebilir sağlıklı fedakârlık, kişinin kendinden vazgeçmediği, sadece sevdiği için paylaştığı bir eylem olmalı… Sağlıksız, sürekli ve gereksiz fedakârlık ise, kişinin kendini yok etmesini sağlayan değil… En değerli fedakârlık, sonunda verenin ve alanın büyüdüğü, kendileri olarak kalabildikleri fedakârlık… Selam, sevgi ve saygılarımla.