Avlamadan daha fazla bir mücadele vererek balığın yeniden nefes almasını sağlayan Önal, "Koçum; büyü büyü, kocaman ol, bol bol yavrula. Sonrasında nasip olur tekrar görüşürüz. Hadi bay bay, seni gidi yakışıklı kovboy" sözleriyle balığı derinliklere uğurladı. 20 yıldır dünyanın farklı birçok bölgesinde sportif balık avcılığı yapan Denizlili iş adamı Halil Alptuğ Önal, geçtiğimiz hafta Seferihisar'ın Teos açıklarında sıra dışı bir ev yakaladı. Oltasına takılan yaklaşık 133 santimetrelik mavi yüzgeçli orkinosun tekneye almaya çalışan Önal ve ekibi, balığın yüzgecine takılı bir takip cihazı olduğunu fark edince büyük şaşkınlık yaşadı.
Bilimsel bir çalışmanın parçası olan balığı bırakmaya karar veren ekip, yaşanan mücadele sırasında oksijensiz kalan ve kaslarında aşırı miktarda laktik asit biriken balığın rahat bir şekilde nefes alabilmesi için bir süre düşük hızla ilerleyerek yüzdürdü. Oltayı çıkartarak balığı özgür bırakan Halil Alptuğ Önal, takılı GPRS cihazı bilgilerini Tarım ve Orman Bakanlığıyla paylaştığında, yakaladığı mavi yüzgeçli orkinosun Batı Akdeniz'de Fransız bilim adamları tarafından yürütülen proje kapsamında 2024 yılından bu yana takip edildiğini öğrendi.
Senelerdir yakala-bırak yaptığı avlarında ilk kez böylesine güzel bir sürprizle karşılaşan Halil Alptuğ Önal, "Bu balığa bu anıyı yaşattığı için de teşekkür ediyoruz. Kaç senedir yapıyorum böyle bir şey denk gelmedi. Şu an daha önceden takip cihazı takılmış bir balık yakaladık. Balık akademik araştırmalar için takip ediliyor ve zaten yasal sınırın çok az üstünde. İstesek de biz bunu vicdani olarak alamazdık. Daha dinç hale gelince, kancayı çıkartıp onu bıraktık. Bu balıklarımızın bu şekilde yaşatılması ve türünün korunması için kotalarının belirlenmesi kritik önem arz ediyor. Bu yüzden de belki de bu çorbada bir tuzumuz olur. Bu arkadaşın yaşamı hepimize, çocuklarımıza ve torunlarımıza bol bol bluefin (mavi yüzgeçli orkinos) olarak döner. Koçum; büyü büyü, kocaman ol, bol bol yavrula. Sonrasında nasip olur tekrar görüşürüz. Hadi bay bay. İnşallah güzel sağlıklı nesillere gidecek. Evet, kuyruk da vurmaya başladı artık. Hadi paşam, aslanım benim. Seni gidi yakışıklı kovboy" sözleriyle balığa veda etti.
Fransızlar 2 yıldır takip ediyordu
İlk kez karşılaştığı manzaranın ardından balığın peşine düşen Halil Alptuğ Önal, "Sportif balık avcılığını 20 senedir yapıyorum. 10 senedir de yakala, işaretle, geri bırak ile bu türlerin yaşamsal döngüsüne destek sağlamaya çalışıyoruz. Son avımızda İzmir Sığacık Körfezi'nde, Batı Akdeniz bölgesinde araştırmalar için işaretlenmiş bir mavi yüzgeçli orkinos yakaladık. 133 santimetre boyundaki bu orkinosun akademik ölçümlerini yapıp, sağlıklı bir şekilde geri salımını gerçekleştirdik. Bu verileri Tarım ve Orman Bakanlığımız ile uluslararası orkinos koruma Dernekleriyle de paylaştık.
Balığın 2 yıl önce Batı Akdeniz bölgesinde işaretlendiği tespit edildi. Şu an Tarım ve Orman Bakanlığı'nın Ege Üniversitesi ve Çukurova Üniversitesi aracılığıyla yaptığı bir araştırmamız var. Bu araştırma neticesinde bu balığın 2024 yılında Batı Akdeniz bölgesinde işaretlendiği bilgisi paylaşıldı. Bu araştırmayı Batı Akdeniz bölgesinde bir Fransız araştırma ekibinin işaretlediğiyle alakalı geri bildirimde bulunuldu. Yaklaşık 10 senedir dünyanın farklı bölgelerinde hem kılıç balığı hem de orkinos üzerine onlarca işaretlenmiş balığım var. Hatta bazılarının geri takip için oluşturulan data kayıtlarıyla bir anı olarak defterimiz arasında saklıyoruz" diye konuştu.
"Yeniden nefes alması için yakaladığımızdan daha fazla zaman harcadık"
Yaşanan mücadele sırasında bir süre hareketsiz kalan balığın rahat nefes alabilmesi için daha büyük bir çaba harcadıklarını kaydeden Önal, "Şöyle ki balığı su üstüne yaklaştırdığımız zaman üstünde bir GPRS vericisi olduğunu gözlemledikten sonra biz balığı deniz yüzeyinde motorla yüzdürerek tekrardan nefes almasını sağladık. Çünkü mücadele esnasında kaslarda biriken laktik asit balığı geri bıraktıktan sonra yaşama şansını azaltıyor. Durdukları yerde solungaçlarından su geçirip nefes alamıyorlar. Orkinosların nefes alabilmesi için yüzmeleri gerekiyor.
Mücadele esnasında kaslarında biriktirdiği laktik asiti atıp, kendini toparlaması için yardımcı olmamız gerekiyordu. O yüzden ki geri bırakılacak balıkların daha önceden makine yardımıyla yüzdürülerek kandaki oksijen seviyesinin yükseltilip laktik asit devrinin düşürülmesi lazım. Dolayısıyla çok kısa süren mücadelenin geri salımı aslında mücadeleden daha uzun sürdü. Yaklaşık 15 dakika kadar biz balığımızı yüzdürüp geri salmaya hazırlık sağladık. Sonrasında sağlıklı bir şekilde Ege Sularıyla buluşturduk. Bundan sonraki süreçte uluslararası federasyonumuz bu balıkla alakalı bilgileri bizimle paylaşacağıyla alakalı bilgi verdiler" ifadelerini kullandı.





