Mahkeme, program kapsamında fiilen çalışan kişilerin belirli koşulların varlığı halinde işçi statüsünde değerlendirilmesi ve bu sürenin hizmet süresinden sayılması gerektiğine hükmetti.
Kararı değerlendiren Av. Mustafa Bilgehan Çalık, söz konusu hükmün özellikle işçilik alacakları bakımından önemli sonuçlar doğuracağını belirtti. Çalık, “Mahkeme, meslek eğitiminin yalnızca kâğıt üzerinde kaldığı; buna karşılık çalışanın işverenin emir ve talimatları altında, tam süreli ve aktif şekilde çalıştırıldığı durumlarda işçi-işveren ilişkisinin kurulduğunu açıkça ortaya koymuştur” dedi.
Meslek Eğitimi Arka Planda Kalmışsa İşçi Sayılır
Mahkeme kararında; çalışanın işveren yanındaki faaliyetlere bilfiil katılması, iş görme edimini yerine getirmesi, tam zamanlı görevlendirilmesi, aktif sorumluluk üstlenmesi ve işverenin yönetim yetkisinin fiilen kullanılması gibi unsurların varlığı halinde meslek eğitiminin arka planda kaldığına kanaat getirildi.
Ücretin İŞKUR Tarafından Ödenmesi Engel Değil
Kararın bir diğer önemli yönüne dikkat çeken Av. Çalık, “Mahkeme, ücret ödemelerinin ‘zorunlu gider’ adı altında İŞKUR tarafından yapılmış olmasının iş sözleşmesinin varlığına engel teşkil etmeyeceğini açıkça ifade etmiştir. Ödemenin işveren yerine bir kamu kurumu tarafından yapılması, fiili çalışma ilişkisini ortadan kaldırmamaktadır” ifadelerini kullandı.
İşçilik Alacaklarında Artışın Yolu Açıldı
Söz konusu karar doğrultusunda, belirtilen kriterler çerçevesinde çalışan kişilerin artık İŞKUR İşbaşı Eğitim Programı katılımcısı değil, işçi statüsünde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Çalık, “Bu kapsamda çalışılan süreler hizmet süresine eklenecek. TÜİK emsal işçi ücretleri, tanık beyanları, yapılan işin niteliği ve banka kayıtları dikkate alınarak hesaplama yapılacak; bu durum işçilik alacaklarında ciddi artışlara yol açabilecektir” dedi.




