4 Şubat 1954 tarihinde Resmî Gazete’de yayınlanan 6235 Sayılı Kanun’la kurulan TMMOB’nin ilk Genel Kurulu, 18-22 Ekim 1954 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilmiştir. Farklı mühendislik ve mimarlık disiplinlerinden temsilcilerin katılımıyla gerçekleştirilen ilk genel kurulumuzda, TMMOB tüzüğü kabul edilmiş ve Birlik bünyesinde 10 meslek odası kurulmuştur. TMMOB’nin örgütsel hayatının fiilen başlangıcı olan ilk genel kurulumuzun yapıldığı bu günler her yıl Mühendislik-Mimarlık Haftası olarak kutlanmaktadır. 72 yıl önce mesleğimizin ve meslektaşlarımızın haklarını korumak, bilimsel ve teknik birikimimizi toplum yararına kullanmak amacıyla başlayan örgütlü mücadelemiz, bugün ülkemizin en köklü demokratik meslek örgütlerinden biri olarak devam etmektedir.
18–22 Ekim Mühendislik ve Mimarlık Haftası dolayısıyla mühendislik, mimarlık ve şehir plancılığı mesleklerinin ülkemizin gelişimindeki vazgeçilmez önemini vurguluyor; meslektaşlarımızın karşı karşıya olduğu sorunları, mesleki sorumluluklarımızı ve çözüm önerilerimizi kamuoyuyla paylaşıyoruz. Mühendislik, mimarlık ve şehir plancılığı; yalnızca teknik hizmet sunan meslekler değil, insan yaşamını, doğal çevreyi ve toplumun geleceğini doğrudan etkileyen sorumluluk alanlarıdır. Güvenli yapılar, sağlıklı kentler, nitelikli üretim, sürdürülebilir enerji ve su yönetimi, çevrenin korunması ve afetlere dirençli yaşam alanları; ancak bilimin, tekniğin ve kamusal yararın esas alındığı politikalarla mümkündür. Buna karşın ülkemizde mühendis, mimar ve şehir plancıları; işsizlik, düşük ücretler, güvencesiz çalışma koşulları, mesleki hak kayıpları ve bilgi birikimlerinin yeterince değerlendirilmemesi gibi önemli sorunlarla karşı karşıyadır. Bu sorunlar yalnızca meslektaşlarımızın yaşam koşullarını değil, toplumun aldığı mühendislik ve mimarlık hizmetlerinin niteliğini ve güvenliğini de doğrudan etkilemektedir.

MESLEKİ EMEĞİMİZİN DEĞERİ KORUNMALIDIR
Mühendisler, mimarlar ve şehir plancıları; aldıkları eğitimin, üstlendikleri sorumlulukların ve taşıdıkları hukuki yükümlülüklerin karşılığını alabilmelidir. Özellikle genç meslektaşlarımızın iş bulma, mesleklerini yapabilecekleri koşullara ulaşma ve geleceklerini güven içinde kurma konusunda yaşadığı güçlükler giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Nitelikli insan gücünün yetiştirilmesi kadar, bu gücün ülkemizde istihdam edilmesi ve mesleki birikimin üretime kazandırılması da zorunludur. TMMOB tarafından 2026 yılı için ücretli çalışan mühendis, mimar ve şehir plancılarının ilk işe girişlerinde esas alınmak üzere aylık 94.500 TL brüt tavsiye edilen taban ücret belirlenmiştir. Bu tavsiyenin çalışma yaşamında karşılık bulması, mesleki emeğin korunması ve ücretlerin üstlenilen sorumluluklarla uyumlu olması gerektiğini vurguluyoruz. İnsanca yaşamaya yetecek ücret, güvenceli çalışma, sosyal haklar ve mesleki bağımsızlık temel taleplerimizdir. Mühendislik ve mimarlık emeğinin değersizleştirilmesine, mesleki sorumlulukların gerekli yetki ve güvenceler sağlanmadan üstlenilmesine karşı çıkıyoruz.

NİTELİKLİ EĞİTİM, ÜRETİM VE İSTİHDAM BİRLİKTE ELE ALINMALIDIR
Mühendislik ve mimarlık eğitiminde nicelik kadar niteliğin de gözetilmesi zorunludur. Üniversitelerin akademik kadroları, fiziki altyapıları, uygulamalı eğitim olanakları ve eğitim programları bilimsel ölçütler doğrultusunda değerlendirilmelidir. Üniversiteler ile meslek odaları arasındaki iş birliği geliştirilmeli; genç meslektaşlarımızın mesleki gelişimlerine, deneyim kazanmalarına ve istihdam olanaklarına yönelik politikalar oluşturulmalıdır. Ülkemizin teknolojik bağımsızlığının güçlendirilmesi, katma değeri yüksek üretimin artırılması ve ekonomik kalkınmanın sürdürülebilir kılınması için bilimsel araştırmalara, teknoloji geliştirme çalışmalarına ve nitelikli insan gücüne yatırım yapılmalıdır.
DEPREMLER VE AFETLER KARŞISINDA BİLİMSEL ÖNLEMLER ALINMALIDIR
Ülkemizin deprem gerçeği, güvenli yapılaşmanın, doğru mühendislik uygulamalarının ve etkin denetimin önemini her fırsatta ortaya koymaktadır. Afetlerin yıkıcı sonuçlarını azaltmak için yalnızca afet sonrasında müdahale eden değil, riskleri önceden belirleyen ve azaltan bir anlayış benimsenmelidir. Mevcut yapı stokunun güvenliği değerlendirilmeli, riskli yapıların tespit ve iyileştirme süreçleri bilimsel esaslarla yürütülmeli, zemin özellikleri ve afet tehlikeleri planlama kararlarına yansıtılmalıdır. Denizli de deprem tehlikesinin yanı sıra taşkın, heyelan ve kuraklık gibi risklerin dikkate alınmasını gerektiren bir kenttir. İlimizin afet risklerinin azaltılmasına yönelik çalışmalar, ilgili kurumların, yerel yönetimlerin, üniversitelerin ve meslek odalarının katılımıyla kararlılıkla sürdürülmelidir. Yapı üretiminin bütün aşamalarında teknik standartlara uyulmalı, yapı denetimi etkinleştirilmeli ve mesleki sorumlulukların bağımsız biçimde yerine getirilmesi sağlanmalıdır.
Güvenli yapılaşma bir tercih değil, toplumsal bir zorunluluktur. Afetlere karşı dirençli kentler oluşturmak, insan yaşamına verilen değerin gereğidir.
DENİZLİ'NİN SU KAYNAKLARI VE DOĞAL VARLIKLARI KORUNMALIDIR
İklim değişikliği, kuraklık ve artan su ihtiyacı, su kaynaklarının korunmasını ve verimli kullanılmasını Denizli açısından öncelikli konular arasına taşımaktadır. İçme ve kullanma suyu kaynaklarının korunması, yeraltı sularının sürdürülebilir yönetimi, su kayıplarının azaltılması ve tarımsal sulamada verimliliğin artırılması bütüncül bir yaklaşımla ele alınmalıdır. Denizli'nin sanayi ve tarım potansiyeli, jeotermal kaynakları, doğal alanları ve turizm değerleri; çevresel sürdürülebilirlik ve kamu yararı doğrultusunda değerlendirilmelidir. Sanayi faaliyetlerinin çevresel etkileri etkin biçimde denetlenmeli, atık yönetimi geliştirilmeli ve kent altyapısı geleceğin ihtiyaçlarına göre planlanmalıdır. Kalkınma ile çevrenin korunması birbirine karşıt hedefler olarak görülmemelidir. Gerçek kalkınma; doğal kaynakları tüketmeden, gelecek kuşakların yaşam hakkını gözeterek ve bilimsel verileri esas alarak mümkündür.
KAMUSAL DENETİM VE MESLEK ODALARININ KATILIMI GÜÇLENDİRİLMELİDİR
Mühendislik ve mimarlık hizmetleri doğrudan insan yaşamını, kentlerin güvenliğini ve doğal çevreyi ilgilendirmektedir. Bu hizmetlerin yalnızca ticari kaygılarla değerlendirilmesi kabul edilemez. Yapılaşmadan sanayiye, altyapıdan enerjiye, çevreden işçi sağlığı ve iş güvenliğine kadar bütün alanlarda bilimsel ölçütler, mesleki etik ve kamu yararı esas alınmalıdır. Meslek odaları; sahip oldukları bilgi birikimi, uzmanlık ve deneyimle toplumun sorunlarına çözüm üreten, teknik konularda görüş bildiren ve kamuoyunu bilgilendiren kuruluşlardır. Kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler ve meslek odaları arasındaki iş birliği güçlendirilmeli; kentlerimizi ve ülkemizin geleceğini ilgilendiren karar süreçlerinde meslek odalarının görüşlerinden etkin biçimde yararlanılmalıdır. Bilimsel verilerin göz ardı edilmesi, teknik denetimin etkisizleşmesi ve mesleki bağımsızlığın zedelenmesi yalnızca mesleklerimizi değil, toplumun ortak geleceğini de olumsuz etkilemektedir.
TALEPLERİMİZİ KAMUOYUYLA PAYLAŞIYORUZ
TMMOB Denizli İl Koordinasyon Kurulu olarak;
- Mühendis, mimar ve şehir plancılarının ekonomik ve sosyal haklarının korunmasını, emeklerinin karşılığını alabilecekleri güvenceli çalışma koşullarının oluşturulmasını,
- Genç meslektaşlarımızın istihdam olanaklarının artırılmasını ve mesleki gelişimlerinin desteklenmesini,
- Mühendislik ve mimarlık eğitiminde bilimsel niteliğin, akademik yeterliliğin ve uygulamalı eğitimin güçlendirilmesini,
- Deprem ve diğer afet risklerini azaltacak bilimsel planlama, güvenli yapılaşma ve etkin teknik denetim politikalarının uygulanmasını,
- İşçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin geliştirilmesini ve mesleki sorumlulukların gerekli yetki ve güvencelerle yerine getirilmesini,
- Denizli'nin su kaynaklarının, doğal varlıklarının ve çevresinin korunmasını; sanayi, tarım ve kentleşme politikalarının sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda yürütülmesini,
- Kentlerimizin gelişiminde bilimsel planlama ve kamu yararının esas alınmasını,
- Meslek odalarının yerel ve merkezi karar alma süreçlerine etkin katılımının sağlanmasını,
- Ülkemizin bilimsel ve teknolojik gelişimini destekleyen araştırma, geliştirme ve üretim politikalarının güçlendirilmesini talep ediyoruz.
Mühendislik ve mimarlık hizmetlerinin niteliğini yükseltmek, meslektaşlarımızın haklarını korumak ve bilimsel bilgiyi toplum yararına kullanmak, ülkemizin geleceğine karşı sorumluluğumuzdur. 18–22 Ekim Mühendislik ve Mimarlık Haftası vesilesiyle bir kez daha vurguluyoruz: Meslektaşlarımızın emeğine değer verilen, gençlerin geleceğe umutla bakabildiği, bilimin ve tekniğin rehber kabul edildiği, kentlerin ve doğal çevrenin korunduğu, güvenli ve sağlıklı yaşam koşullarının sağlandığı bir ülke mümkündür. TMMOB Denizli İl Koordinasyon Kurulu olarak mesleklerimizin saygınlığını, meslektaşlarımızın haklarını ve toplum yararını savunmaya; bilimsel ve teknik birikimimizi ülkemizin geleceği için kullanmaya devam edeceğiz.
Mühendisliğe, mimarlığa ve emeğe sahip çıkmak; güvenli bir geleceğe sahip çıkmaktır.




