Bugün birçok ürün grubunda Çin’den gelen makineler ile yerli üretim makineleri arasında yüzde 70’i aşan fiyat farkları oluşmuştur. Çinli üreticiler, sahip oldukları ölçek ve maliyet avantajları sayesinde hem iç piyasada hem de küresel pazarlarda sürdürülemez derecede düşük fiyatlarla satış yapabilmektedir. Bu durum, yerli üreticilerimizin rekabet gücünü hızla aşındırmakta ve sektörün dayanma sınırlarını zorlamaktadır.
Bununla birlikte, makine imalat sanayimiz yalnızca dış rekabet baskısı değil; artan maliyetler, finansmana erişim zorlukları ve kur baskısı nedeniyle de ciddi bir kırılganlık içindedir. Gelinen noktada birçok işletme öz kaynaklarını tüketme noktasına yaklaşmış, sektör adeta ayakta kalma mücadelesi vermeye başlamıştır.
Bugün itibarıyla Avrupa’daki üreticilerle kıyaslandığında maliyetlerin giderek eş değer hale gelmesi, ancak buna rağmen aynı pazar koşullarında rekabet edilememesi sektörümüzü daha da zor bir noktaya sürüklemektedir. Bu tablo bu şekilde devam ederse, yakın bir gelecekte makine sektöründe ciddi işletmelerin faaliyetlerini durdurmak zorunda kaldığını, hatta kapanmaların artığını görmek kaçınılmaz olacaktır.
Makine sektörü yalnızca kendi içinde değerlendirilmemelidir. Bu sektör; savunma sanayinden otomotive, gıdadan tekstile kadar tüm üretim alanlarının temelini oluşturan stratejik bir sektördür. Yerli makine üreticilerinin güç kaybetmesi, ülkemizin sanayi altyapısının da zayıflaması anlamına gelecektir.
Küresel pazarlarda rekabet gücümüzün artırılması ve ihracat performansımızın sürdürülebilir bir şekilde yükseltilmesi açısından, mevcut ihracat destek programlarının güncel ekonomik koşullar doğrultusunda ivedilikle güçlendirilmesi büyük önem arz etmektedir. Bu kapsamda, ihracatçı firmalarımızın uluslararası pazarlarda daha etkin ve güçlü bir konum elde edebilmesini teminen teşvik mekanizmalarının kapsamı genişletilmeli, destek oranları ise mevcut ihtiyaçlar doğrultusunda yukarı yönlü olarak revize edilmelidir.
Bu nedenle devletimizin yerli makine yatırımlarına yönelik ilave teşvik mekanizmalarını acilen devreye alması büyük önem taşımaktadır. Özellikle yüksek katma değerli ürün üreten işletmelerin desteklenmesi, yerli yatırımcılarımızın yerli ve milli makinalarımızın kullanımını özendirecek uygulamaların geliştirilmesi ve ihracat yapan firmalara mevcut ek ihracat destekleri kapsamında sağlanan yüzde 3 oranındaki döviz desteğinin artırılması gerekmektedir .
Türkiye’nin üretim gücünün korunması için, Çin’in ülkemize yönelik hızla artan makine ihracatı, özellikle yerli makine sanayisi üzerinde önemli bir baskı oluşturmaktadır. Bunun yanında, Çinli makina imalatçı firmalarının ülkemizde vize almaksızın serbestçe dolaşarak ticari temaslarda bulunmaları ve agresif pazarlama faaliyetleri yürütmeleri, yerli üreticiler açısından rekabet koşullarını zorlaştırmakta ve yerli makina imalatçılarına ciddi bir şekilde zarar vermektedir.
Türkiye’nin üretim gücünü koruması, sanayide dönüşümünü sürdürmesi ve küresel pazarlardaki rekabet gücünü artırması için yerli makine sektörüne verilecek her destek ülkemizin geleceğine yapılmış bir yatırım olacaktır.