Yaptığı başarılı işlem hakkında açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Ufuk Kutluana, kalın bağırsakta tespit edilen yaklaşık 17 santimetrelik dev kitlenin ileri endoskopik yöntemle ameliyata gerek kalmadan tek parça halinde çıkarıldığını belirterek, kalın bağırsakta görülen bu büyüklükteki lezyonların genellikle cerrahi operasyon gerektirdiğini ifade etti ve sözlerine şöyle devam etti: “Bize başka bir merkezden yönlendirilen hastamızda yaptığımız kolonoskopi (kameralı bağırsak incelemesi) sırasında, rektumda çıkışa çok yakın, yaklaşık 3 santimetre mesafeden başlayan ve bağırsak boşluğunun yarıdan fazlasını etkileyen, yaklaşık 17 santimetrelik bir segmenti tutan lezyonla karşılaştık.
Bu lezyon, literatürde ‘lateral spreading tumor (LST)’ olarak adlandırılan ve yüzey boyunca genişleyebilen bir tümör tipidir. 17 santimetrelik boyut, endoskopik tedavi açısından oldukça ileri bir ölçüdür ve standart ESD uygulamalarının üzerinde kabul edilir. Lezyon büyük olmasına rağmen derin tutulum özellikleri göstermiyordu. Bu bölgeye yapılacak açık cerrahi girişim hem çok daha travmatik olacaktı hem de hastada kalıcı kolostomi, yani bağırsak torbası zorunluluğu doğurabilecekti.
Bu nedenle endoskopik submukozal diseksiyon (ESD) işlemine başladık. Doğrusal boyutu 16-17 santimetre olan ve makroskopik şekli yavru vatanımız KKTC’yi andıran dev lezyonu tek parça halinde çıkararak tedavi ettik. Biraz uzun ve yorucu bir işlem olsa da bizim için oldukça mutluluk vericiydi. Bu sayede hastanın bağırsak bütünlüğü korunurken, klasik cerrahiye bağlı olabilecek büyük ameliyat kesileri, stoma (bağırsağın karın duvarına açılması sonucu dışkının torbaya alınması) ihtimali ve uzun iyileşme süreci de önlenmiş oldu. İşlem sonrası kanama ya da delinme gibi herhangi bir komplikasyon (istenmeyen yan etki) gelişmedi.
Hastamızda aynı akşam ağızdan beslenmeye başladık, gözlem amacıyla 1-2 gün hastanede takip ettikten sonra taburculuğunu gerçekleştirdik. Ayrıca kalın bağırsak kanserlerinin büyük bölümünün erken dönemde saptanan polip ve benzeri lezyonlardan geliştiğini unutmamak gerekir. Bu nedenle özellikle 50 yaş üzerindeki bireylerde düzenli kolonoskopi taraması hayati önem taşımaktadır.”