Kendine yetmek;bireysel ve toplumsal düzeyde bireyin dışarıdan yardım almadan kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmesi, bağımsız ve öz yeterli olması... Kendine yetmek; psikoloji ve kişisel gelişim alanında, bireyin kendi kaynaklarını kullanarak hayatını sürdürebilmesi... Kendine yetebilen insan; kendi geçimini sağlayabilir, kendi kararlarını alabilir ve kendi sorunlarını çözebilir...İhtiyaçlar hiyerarşisinde üst basamaklara ulaşan birey, kendi kaynaklarıyla dengeli bir hayat sürdürebilir...Kendine yetebilen bir toplum, organizasyon; ekonomik olarak dışa bağımlı olmadan üretim yapabilir...
Kendi kendine yetebilmek, başkalarının güdümünden çıkmak ve bağımsız olmak demek... Kendine yetebilen; aklını ve gönlünü kiraya vermeyen, kişilikli, karakterli özgüven sahibi olan insan... “Mutluluk kendi kendine yetenlerindir.” (Aristoteles)... Bu, bireyin farklı hayat alanlarında denge kurabilmekle bağıntılı... “Kendinden başka bir şeye ne kadar çok bağımlı olursan, o kadar az mutlu olursun.”(Farabi)... “Armut piş, ağzıma düş.” (Atasözü) anlayışı üzerine kurgulanan bir hayatta hiçbir kimse, toplum, organizasyon ve ülke kendine yetmez, kendi kendine iş göremez... Yaygın ve yanlış olan düşünce; ‘İnsanın insana ihtiyacı yoktur.’yaklaşımı... Doğru olan düşünce; ‘İnsan sosyal bir varlıktır; kendine yetmek, başkalarından kopmak değil, kendi hayatını denge içinde sürdürebilmektir.’... Bu; ‘kör, kendi işini kendin gör’ anlayışına endeksli olmadan, iyilik ve yardım üzerine konuşturulan sosyal bir hayat sürebilmekle ilintili... ‘Kör, kendi işini kendin gör’ anlayışı, bireylerin kendi sorumluluklarını üstlenmeleri ve bağımsızlıklarını kazanmaları gerektiğini vurgulayan ifade... Bu anlayış, bireylerin kendi hayatlarını yönlendirme yeteneklerine güven duymalarını teşvik eder ve toplumsal ilişkilerdeki işbirliğine ve dayanışmaya şüpheyle bakar... Elbette kendi işimizi kendimizin yapmamızın avantajları ve dezavantajları var... Kendi işini kendi gören, karar alma süreçlerinde daha bağımsızdır; sorumluluk bilincine sahiptir... İnsanın kendi işlerini yapması, kişisel gelişimini olumlu yönde etkiler... Kendi işini yapan, kendine güven duyar ve zorluklarla başa çıkar... Kendi işini yapan, sorunları çözmede daha istekli olur... Kendi işini kendi gören, zamanını daha verimli kullanır... Kendi işini düzenli bir şekilde yapan, öz disiplinini artırır... Bütün bu olumlu durumlara karşın, kendi işini gören, toplumsal destekten yoksun kalır... Her insan, az ya da çok bazen başkalarının yardımına ihtiyaç duyar... Sürekli olarak kendi işini yapmak için çabalayan, sosyal ilişkilerden uzaklaşır... Kendi işini kendi yapan, her konuda yeterli bilgi ve kaynağa sahip olamaz... Bu durum, başarısızlığa yol açar... Kendi işini kendi yapan, yeterli zamana ve enerjiye sahip olmayabilir... Her birey, her zaman yeterli kaynaklara sahip olamaz... Her bireyin yetenekleri ve becerileri farklıdır...İnsan, sadece belirli alanlarda daha başarılı olabilir... Bu nedenle, yardımlaşma, imece, ahilik vb. sosyal değerlerimiz var... Herkes, birbirine her zaman bir şekilde muhtaç olur... Bu, zayıflık değil... Bu, bireyselliği aşmak ve toplumcu olmak demek... Ne tamamen ‘kör, kendi işini kendin gör’ anlayışı doğru, ne de birilerine tamamen endeksli olmak doğru... Bağımsızlık ve sorumluluk duygularının geliştirilmesi ve ayaklarımızın üzerine durabilmek önemli... Ancak, sınırlamalarımızı bilmek ve başkalarına el uzatmak da gerek... Bireyin kendi işini yapma çabası, toplumsal destek ve işbirliği ile dengelenmeli... Bir kimsenin hem bağımsızlığını koruması hem gerektiğinde başkalarından yardım almayı bilmesi, sağlıklı bir hayat ve toplumsal denge için mühim...
Kendimize yetmeye çalışmak gerek önce... Meselâ tarımda kendi sebzemizi yetiştirmek gibi... ‘Kendine yetmek’, birçok durumda yanlış anlaşılan kavram... Kendine yetmek; bazıları için yalnızlıkla, bağımsızlıkla, kopuşla eş anlamlı... Hâlbuki ‘kendine yetmek’, bir insanın dış dünyadan tamamen soyutlanması değil; aksine, kendi iç dünyasında bir denge kurabilmesi, kendi kaynaklarını tanıyabilmesi ve bu kaynaklarla varlığını sürdürebilmesi demek... Bu anlamda kendine yetmek, bir ağacın toprağa kök salması misâli... İnsan, ne tamamen dışa bağımlı ne de dıştan tamamen kopuk olmalı... Doğrusu bu... İnsan, sosyal bir varlık... Toplumsal olmak, içsel boşlukların başkalarıyla doldurulması anlamına gelmemeli... Kendine yetemeyen bireyin ilişkileri, bir ihtiyaçtan çok bir bağımlılığa dönüşür... Bu ise, zamanla hem kendisine hem çevresine zarar verir... Kendine yeten birey, ilişkilerini bir zorunluluk değil, bir tercih olarak yaşamalı... Bu tercih, daha sağlıklı, daha dengeli ve daha sahici bağların kurulması demek... Kendine yetmek, bir tür içsel ekonomi gibi... İnsan, duygularını, düşüncelerini ve enerjisini yönetebildiği ölçüde içsel ekonomisini sürdürebilir... Sürekli dışarıdan onay bekleyen, sürekli başkalarının ilgisine ihtiyaç duyan bir kişi, sürekli borçlanan, sonunda da iflas eden bir iş adamı gibidir... Kendi değerini kendi içinde inşa eden, dış dünyanın dalgalanmalarından çok etkilenmez... İnsan, dış dünyadan beslenir, ancak kendi içinde bir düzen kuramazsa bu sürdürülebilir olamaz... Kendine yeten; öz farkındalıkla, öz disiplinle ve öz saygıyla iç düzenini kurabilendir... Kendine yetmek, kimseye ihtiyaç duymamak değil... İhtiyaç ile bağımlılık arasındaki farkı anlayabilmek... İhtiyaç duymak, doğal olan durum; bağımlılık, olmaması gereken olumsuz durum... Kendine yeten, ihtiyaçlarını bilir,lâkin ihtiyaçların esiri olmaz... İnsan, her deneyimle kendini yeniden inşa eder, eksiklerini fark eder ve bu eksikliklerle yaşamayı öğrenir... Böylece daha dirençli, daha bilinçli ve daha özgür olur...
Kendine yetmemek, dünyayı başkalarına dar etmeye evrilmemeli...İnsan ilişkileri, karmaşık bir yapı... Bireyler, kendi ihtiyaçlarını karşılamada vebaşkalarının gereksinimlerini karşılamada, kendilerini yetersiz hissettiklerinde, çevrelerine daha fazla bağımlı hâle gelirler... Bireyler, kendi ihtiyaçlarını karşılayamadıklarında yalnızlık hissi yaşarlar... Başkalarına bağımlı olurlar... Başkalarına olan bağımlılık, bireylerin kendi potansiyellerini gerçekleştirmelerini engeller... Kendine yetemeyen bireyler, sosyal çevrelerinden uzaklaşırlar ve toplumsal ilişkileri zayıflar... Hedef, öncelikle insanın kendine yetmeye çalışması olmalı; sonra da başkalarına... Başkalarına yetmeye çalışmak, bireylerin kendilerini aşarak topluma katkıda bulunma çabası demek... Bireysel tatmin ve toplumsal dayanışma açısından,bu önemli... Bireyler, başkalarına yardım ettiklerinde, kendilerini daha değerli hissederler ve toplumsal bağlarını güçlendirirler... Başkalarına yardım etmek, empati duygusunu geliştirir ve bireylerin sosyal becerilerini artırır... Bireyler, başkalarına yardım ettiklerinde, toplumsal dayanışma duygusu güçlenir... Başkalarına yardım eden, kendine olan güveni artar ve sosyal ilişkileri güçlenir... Kendine yetmemek, bireylerin sosyal hayatta etkin olmasını engeller... Başkalarınayardım eden, toplumsal değişimi hızlandırır... Birliktelik, bireylerin ortak hedefler doğrultusunda bir araya gelerek toplumsal sorunlara çözüm bulmalarını sağlar... Bireyler, ortak hedefler etrafında birleşerek daha güçlü bir topluluk olurlar... Birliktelik, sosyal adaleti sağlar ve toplumsal eşitsizlikleri azaltır... Başkalarına yardım etme çabası, dayanışma kültürünü ve toplumsal bağları kuvvetlendirir...
Kendine yetmek ve yetmemek arasındaki zikzak, bireyin ve toplumun seviyesini gösteren veri... Yapılması gereken, olumsuzlarda değil, olumlu işlerde birliktelik... Birey, önce kendi için yeterli ve yetkin olmalı... Kendine yeten birey, toplum için de elini taşın altına koymalı... Kendine yeten, kendini aşarak başkalarına yardım etmeli... Kendine yeten, başkasının derdine koşan; kişisel olarak tatmin olur, toplumsal dayanışma içinde huzur bulur ve mutlu olur... Asıl mesele, bireylerin kendine yetme çabaları ile başkalarına yardım etme isteği arasında bir denge kurabilmeleri... Sağlıklı, mutlu bir toplumun inşası için bu gerekli... Selam, sevgi ve saygılarımla.