Çıkar (menfaat); bir bireyin veya grubun kendi çıkarlarına yönelik elde etmeye çalıştığı maddî, sosyal, politik ve duygusal kazançlar veya avantajlar, kişisel kazanç sağlama amacıyla yapılan eylemler ve stratejiler… Çıkar, rant (getirim)… Rant, belirli kaynakların veya varlıkların sınırlı erişilebilirliği nedeniyle elde edilen ekonomik kazanç… Doğal kaynaklar (petrol, madenler, vb.) işletilmesi sonucu elde edilen kazançlar… Şehirleşme veya tarım alanlarında arazi kullanımından doğan değer artışları… Piyasada tekel konumunda olan şirketlerin elde ettikleri ekstra kazançlar… Belirli bir yatırımın yüksek getiri sağlaması sonucu elde edilen kazançlar… Rant kavgası, bireyler veya grupların bu tür kazançları elde etmek veya kontrol etmek için girdiği rekabet… Rant kavgası, bireylerin veya grupların, kamusal kaynaklar veya imtiyazlar üzerinden elde ettikleri özel kazançları maksimize etme mücadelesi… Çıkar kavgası, bencil olmanın tezahürü… Ekmek kavgası, benciliğin haklı ve mâsum versiyonu… Menfaat, bireylerin veya grupların kendi çıkarlarını maksimize etmek amacıyla hareket etmeleri… Günlük hayattan iş dünyasına, siyasetten sosyal ilişkilere kadar, çıkarın olmadığı yer yok… Çıkar, girip çıkmakla açıklanabilir hâl değil… Çıkar düşkünü, esen rüzgâra göre her bir yere çabucak girer, her bir yerden de hızlıca çıkar… Çıkar dünyası, çıkar kavgası bunu gerektirir…

Çıkarın, olumlu yönleri var elbette… Çıkar, bireylerin kendilerini geliştirmeleri ve hedeflerine ulaşmaları için güçlü bir motivasyon kaynağı… Daha verimli ve başarılı olmak için, kişisel çıkarların peşinde kimler koşmaz ki… Çıkar, yatırımcıları ve girişimcileri risk almaya ve yenilikler yapmaya teşvik eden en önemli etken… Çıkar; ürün ve hizmet kalitesinin artmasını ve toplumun dinamik ve yenilikçi olmasını sağlayan piyasadaki rekabetin en önemli sebebi… Çıkar, toplumsal ilerlemenin motoru… Çıkarın olumsuz yönleri, su götürmez gerçek… Çıkar peşinde koşmak, bencilliğe ve toplumsal çatışmalara yol açar. Ekmeğin ve emeğin âdil olmayan bir şekilde dağıtılması, toplumsal sorunlara neden olur; yolsuzluk ve suiistimallerin artmasına yol açar… Çıkar uğruna etik dışı davranışlar sergilenir; toplumsal güven sarsılır… Toplum içinde çıkar grupları arasında kutuplaşma ve ayrışmalar yaşanır… Gelirin ve giderin şeffaf bir şekilde yönetilmesi ve hesap verebilirlik mekanizmalarının güçlendirilmesi, yolsuzlukları ve suiistimalleri önler… Bunun için, halkın ve sivil toplum kuruluşlarının denetim süreçlerine katılımı sağlanması gerekir… Gelir dağılımındaki adaletsizlikleri ve çıkar çatışmalarını dengelemek için sosyal politikaların uygulanması icap eder… Etik değerlerin ve toplumsal sorumluluk bilincinin artırılması, menfaatlerin kötüye kullanılmasını önler. Çıkar kavgasını dillendiren, bizi düşündüren güzel sözler: “Her şeyin bir bedeli var, bedelini ödeyerek kazanılan şeyin kıymeti daha çoktur.” (Hz. Mevlana)… “İnsanın en büyük düşmanı, kendi içindeki çıkar kavgasıdır.” (Yunus Emre)… “Her bir insanın kendi çıkarını koruması gerektiği gibi, bir milletin de kendi çıkarını koruması gerekmektedir. Ancak, bu çıkar, Allah'ın hukuklarına uygun olmalıdır.” (İmam Gazali)… “Çıkar kavgası, insanın en büyük zulmüdür. İnsan, kendi çıkarını korumak için başkalarına zarar verir.” (İmam Rabbani)… “Çıkar kavgası, insanın içindeki şeytanı ortaya çıkarır. Bu kavgayı yüksek bir ahlak ve manevi bilgiyle çözmek gereklidir.” (İmam Necmeddin Zahidi)… “Çıkar çatışmaları, küçük beyinlerin büyük meselelerde boğulduğu zaman ortaya çıkar.” (Albert Einstein)… “Çıkarlar, doğru yoldan sapmanın en güçlü yol göstericileridir.” (Mahatma Gandhi)… “Kişisel çıkarlarımızı ülkenin çıkarlarının üstüne koyduğumuz gün, millet olarak çökeceğiz.” (John F. Kennedy)… “Çıkarlar, insanları hakikatten uzaklaştıran en büyük tehlikedir.” (Benjamin Franklin)… “Çıkar, insanın kendi çıkarını sağlama arzusundan başka bir şey değildir.” (Oscar Wilde)… Her mekânda ve durumda, nezaketle, eşyayı ve mekânı hakça ve âdilce paylaşarak, çıkar kavgasını yapmak meşrû...

Çıkar mı çıkmaz mı’ çıkmazı demek, karmaşık ve belirsiz durumları ifade etmenin acziyeti olsa gerek… Bu, karar verme süreçlerinde yaşanan zorlukları ve bireylerin veya grupların belirsizliklerini dillendirmenin kestirme yolu… ‘Çıkar mı çıkmaz mı çıkmazı’ ifadesi, belirli bir sorunun sonucunun belirsiz, karmaşık ve zorlu olması… Çıkar için, fırıldak olmanın açmazı… Böylesi açmazlar, bireysel ve toplumsal karar verme süreçlerinde önemli ve doğru stratejiler geliştirilmesini gerektirir… Birçok kişiyi çıkar kavgasında fırıldak olmaya iten nedenler: Bilgi eksikliği… Eksik veriler… Gelecekte ne olacağına dair belirsizlikler… Çıkar çatışmaları… Farklı hedefler… Taraflar arasındaki çatışan istekler… Yetersiz ve kısıtlı kaynaklar… Kaynakların âdil ve etkili bir şekilde paylaşılmaması… Bu vb. zorluklarla baş edebilmenin yolları: Mevcut veriler, detaylı bir şekilde analiz edilmeli, belirsizliklerin azaltılmasına çalışılmalı… Taraflar arasında bilgi paylaşımı teşvik edilmeli, ortak bir anlayış geliştirilmeli… Taraflar arasında etkili müzakere ve işbirliği yapılmalı, ortak çözümler bulunmalı… Çatışan çıkarlar dengelenmeli ve uzlaşma sağlanmalı… Belirsizliklere karşı esnek ve uyarlanabilir stratejiler geliştirilmeli, beklenmedik durumlara karşı hazırlıklı olunmalı… Farklı ihtimaller ve senaryolar değerlendirilmeli, çeşitli durumlar için hazırlık yapılmalı… Kaynaklar verimli ve etkili bir şekilde kullanılıp, sorunlar çözülmeli… Uzun vadeli sürdürülebilir çözümler geliştirilmeli, kaynaklar tasarruflu tüketilmeli… İş dünyasındaki çıkmazlar ve bu durumlardan nasıl çıktıkları üzerine yaşanan deneyimler dikkate alınmalı… Hükümetlerin veya toplulukların karmaşık sosyal ve politik sorunlarla başa çıkma stratejileri göz önünde bulundurulmalı ve gerekli önlemler alınmalı… Bunun için de, dinsel ve bilimsel yobazlığa geçit verilmemeli...

Çıkar kavgasında, birilerinin birilerini sömürmesi, kaçınılmaz son… Sömürü, hayatın her alanında ve insanın iç dünyasında var olan gerçek... Ekonomik sömürü... İşverenlerin işçilerin emeklerini düşük ücretler karşılığında kullanması... Çalışanlara âdil olmayan çalışma şartları sunulması veya çocuk işçiliği... Doğal kaynakların sömürüsü... Doğal kaynakların sürdürülemez ve adaletsiz bir şekilde kullanılması... Büyük şirketlerin maden çıkarma veya ormanları yok etmesi vb. faaliyetler... Toplumsal sömürü... Cinsiyet, ırk, sınıf ayrımcılığına dayalı sömürü... Kadınların iş hayatında mâruz kaldığı ayrımcılık, istismar veya azınlık gruplarının haklarının ihlâl edilmesi, çocuk istismarı vb. durumlar... Siyasî sömürü... Güç sahibi kişilerin veya grupların, iktidarlarını korumak veya artırmak için diğer insanları baskı altında tutması... Diktatörlük rejimlerinde muhaliflerin susturulması vb. hâller... Sömürünün görünmeyeni, en sinsi olanı, psikolojik sömürü... Fark edilmesi zor olan bu tür sömürü, kaos ortamını oluşturan sömürü... Bu, kendi gibi düşünmeyenleri küçük görenlerin yaptığı sömürü... Sömürünün farklı versiyonları, mâzide ve günümüzde farklı şekillerde ve derecelerde varlığını sürdürmeye devam etmekte maalesef...

Çıkar kavgası, ölüm kalım savaşı olmamalı… Çıkar kavgası, alın terinin, emeğin yansıması ve hakkın elde edilip hakça paylaşılması için verilen, barış ve huzur odaklı uğraş olmalı… Çıkar mücadelesi için karşılaşılan zorluklar bizi gelecekte daha güçlü kılar; yeter ki, yaşadıklarımız bizi yarınlara hazırlayabilsin ve sömürü olmasın... Selam, sevgi ve saygılarımla.