Alarm; bir uyarıyı, bir tehlikeyi bildirmek için verilen işaret; bu işareti veren düzenek… Alarm; belirli bir zamanda veya belirli bir olayın gerçekleşmesi durumunda sesli, görsel veya diğer şekillerde uyarı veren sistem… SOS (İngilizce, Save Our Souls -Canlarımızı Kurtarın veya Save Our Ship -Gemimizi Kurtarın); 1905 yılında Almanya tarafından kabul edilen uluslararası alarm/sinyal… Alarm durumu; muhtemel tehlikeli bir durumda, tehlikeyi önlemek için devamlı hazır vaziyette (teyakkuz hâlinde), uyanık olmak… “Sü (asker, ordu) / su uyur, düşman uyumaz.” (Atasözü)… Kastedilen ‘sü’ ya da ‘su’… Her iki hâlde de, düşmana karşı tedbirli olunması gerektiği hatırlanmalı… Mâlum, ‘su’ devamlı hareket hâlinde olan hayatın özü… Düşmanın hiç durmayacağının vurgulanması maksadıyla ‘su’ ile karşılaştırma yapılmış olması da söz konusu olabilir… Hiç durmaması beklenen suyun dahi durduğunu görebiliriz belki, lâkin düşmanın durduğunu asla göremeyiz… Alarm ve alarm durumu, bu nedenle son derece mühim…

Alarm, hayatımızın birçok alanında kullanılmakta ve farklı amaçlara hizmet etmekte… Birçok alarm çeşitleri var… Belirli bir saatte uyanmak veya bir görevi hatırlamak için kullanılan saat alarmı… Tek seferlik, tekrar eden (haftanın belirli günleri), erteleme (snooze) özelliği de olan akıllı telefondaki alarm… Yetkisiz girişi, hırsızlığı veya tehlikeli durumları tespit eden ve uyaran ev güvenlik sistemi, araç alarmı, banka güvenlik sistemi… Belirli bir alandaki hareketi algılayan, kapı/pencere sensörlü alarm… Duman veya ısıyı algılayarak yangın tehlikesine karşı uyaran sistem… Renksiz ve kokusuz karbon monoksit gazının varlığını tespit eden (yüksek sesli siren, otomatik arama (telefon bildirimi), uzaktan izleme ve hareket sensörlü alarm… Fabrikalar, enerji santralleri gibi endüstriyel ortamlarda ekipman arızalarını, tehlikeli durumları veya süreç dışı sapmaları bildiren, merkezî kontrol odalarına bağlı ve otomasyon sistemleriyle entegre çalışan endüstriyel (basınç, sıcaklık, seviye) alarmı… Hastaların vital bulgularındaki anormallikleri (kalp atışını, solunumu, kan basıncını) veya tıbbî cihazlardaki sorunları bildiren hastane monitörlerindeki alarm, insülin pompası alarmı vb. medikal alarm… Deprem, sel, tsunami, kasırga gibi doğal afetler öncesinde veya sırasında halkı uyaran, siren sistemi, cep telefonu uyarısı (Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı -AFAD, Federal Acil Durum Yönetim Ajansı -FEMA gibi kurumlar aracılığıyla gelen)…

Bir alarm sistemini oluşturan bileşenler: Sensör; çevreden hareket, ısı, duman, basınç vb. bilgi toplayan cihaz… Sensörden gelen verileri işleyen ve alarmı tetikleyen merkezî kontrol paneli… Sesli (siren, zil), görsel (ışık) veya diğer şekillerde uyarı veren donanımlar/cihazlar… Sistemin çalışması için gerekli enerjiyi sağlayan güç kaynağı… Bir sensör, belirlenen bir eşik değerini aştığında veya anormal bir durum algıladığında, bu bilgiyi kontrol paneline gönderir… Kontrol paneli, bu bilgiyi değerlendirir ve eğer durum bir alarm gerektiriyorsa, uyarı cihazlarını devreye sokar... Alarm, günlük hayatımızda ve güvenliğimizde son derece önemli… Ancak, günümüzde güvensizlik üzerine kurgulanan ve konuşlandırılan sosyal güvence anlayışı, iş güvenliği ve sağlığı ve her bir SOS, itimat sistemini altüst etmiş, âdeta güveni mat etmiş durumda… Değerlerimizin tavan yaptığı ve yaşandığı şanlı tarihimizden bir kesit: komşuların birbirine duydukları güven ve elele verilip birlikte imece /iş yapılması, ekmeğin, aşın paylaşılması… Sonuç: İtimat ikliminden kapıların kilitlendiği, yetmedi, kamera ile gözlendiği, alarm sistemleriyle tedbirler alındığı şüphe iklimine gelinmesi… Sıhhat bedeni, itimat şahsiyeti diri tutar… Herkesin yaptığına kuşku ve hinlik gözü ile bakmaya sebep olan bir güvensizlik atmosferinde her taraf güvenlik ve alarm sistemleriyle donatılsa ne yazar…

Maddî manevî güvenlik, millî güvenlik… İhtiyacımız olan tam güvenlik… Fizikî ve ruh sağlığımız olmadan güvenlik de sağlanamaz… Her birimizin ve Milletimizin güvenliğini sağlamak, gerekli tedbirleri almak ve sorumluklarımızı ve görevlerimizi yerine getirmek için millî olmamız ve kadim medeniyet değerlerimizi işler kılmamız gerek… Güvenlik ve tehlike birbirinin vazgeçilmezi… Hem tehlikeyi hem güvenliği iyi bilmek ve iyi donanımlı olmak gerek… Korku olan yerde güvenlik zaafa uğrar. Karmaşa güvenliğin baş düşmanı… Cesaret fikirle bilgiyle perçinlenmeli… Gelecekte başarılı olabilmek maddî manevî güvenliğimizin olmasına bağlı… “Çoğu insan para kazanmak suretiyle güvenliğini sağladığını sanır. Para sadece özgürlük için kazanılacaksa, ona hiç sahip olamazsınız. Gerçek güvenlik, bilgi, deneyim ve yeteneğin bir arada olduğu birikimdir. Bunlar olmadan, para pratikte işe yaramaz.” (Henry Ford)… Her ne olursa olsun her durumda ve ortamda kendimizi güvenli hissetmemeye ayarlarız, maalesef. Güvensizliğe tahammül edebilince belki daha güvenli hissederiz kendimizi… En modern alarm sistemleriyle belli süreliğine sağlanan geçici güvenlik, aslında, özgürlüğümüzden ödün vermek… Çevresi güvenlik duvarı ve güvenlik görevlilerince çevrili biri ne kadar güvende olabilir? Her şey bir zafiyete bakar… Yine de bir kişiyle ya da bir yerde kendini ne kadar güvenli hissettiğin önemli; aksi takdirde güvenlik sadece sanal dünyada mümkün… “Koça boynuzu yük değil…” (Atasözü)… Elbette kişiye kendisinin ve yakınlarının işini görmek ağır gelmemeli ve kişi kendini savunacak araç-gerecini güvenlik sistemlerini taşımaktan ve kullanmaktan geri durmamalı… Güvenlik görevlilerinin güvenliğini sağlamakla işe başlanılmalı, gerçek güvenliği sağlayabilmek için… Güvenlikte öncelikle eğitimli olmamız, bilgili olmamız ve tedbirli olmamız önemli… Maddî manevî emniyetimiz, değer yargılarımızın kimliklerimizin, karakterlerimizin duygusal kuvvetlerimizin, cesaretimizin, kararlığımızın, fert fert başarılı olabilme irademizin temel kaidesi… Sürekli güvenlik ve alarm sistemi duyulan ihtiyaç, hapis hayatı ile eş değer bir durum… Hapisteyken insanların beslenme giyinme tıbbî bakım vb. derdi yok; eksik olan özgürlüğümüz… Hem özgür hem güvende olmak iç dünyamızdaki barış ve güvenlik ile alâkalı… Güven olmadan güvenlik de olmaz… Güvenilir olmak; dürüst olmaktır, tevâzu sahibi olmaktır, tedbirli olmaktır ve sonrası güvende olmaktır… Tercihimiz, insanların güvenini kaybetmektense para/mülk kaybetmek olmalı. Bunun için çaba, merhamet, sevgi ve saygı lâzım… “İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Size, yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir iş göstereyim mi? Aranızda selâmı yayın.” (Hadis-i Şerif)… Unutmayalım, “Komşusu şerrinden emin olmayan kimse cennete giremez.” (Hadis-i Şerif)… Gerçek mânâda maddî manevî güvenliğin tesisi buna bağlı… Bulunduğumuz her ahvâl, mekân ve zamanda güvenilir olabilmek ve dosta güven düşmana korku verebilmek gerek… Zihinlerimizde ve gönüllerimizde bu alarm olmalı ki, güven ve huzur olabilsin…

Bizim için en güzel alarm: “Her kalbin çarpıntısı, kendi ecelinin ayak sesidir…” (Mevlana Celaleddin-i Rumi) sözü… Alarmdan nasibi olmamak ise, en büyük facia… Böylesi insan, aklını kullanmayan ya da kiraya veren olsa gerek… “İki şey ahmaklığa delalet eder: Hiçbir sebep yokken gülmek; sormadan haber vermek…” (Malik bin Dinar)… Selam, sevgi ve saygılarımla.