Zalimi alkışlamak, sadece el çırpma eylemi değil; vicdanın işlevsizliği, adâlet terazisininbozulması... Zulüm, tek başına güçlü değil; onu güçlü kılan, karşısında susanların, alkışlayanların mevcudiyeti... Zulüm, insanlığın en büyük imtihanı... Zulüm kadar tehlikeli olan, zulme rıza göstermek... Zalimin zulmüne sessiz kalmak, onu fiilen desteklemek demek... Tarafsızlık, zalime verilen gizli bir destek...Kimdir, nedir zalim? Zalim; haksızlık yapan, adâleti çiğneyen, gücünü hak yerine çıkarı için kullanan, şiddet uygulayan, hakkı yerinden eden, ölçüyü bozan kişi... Zalim; gücü hukukun üstünde gören, hakikati bilip susan, menfaat için adâleti eğip büken, kendi vicdanına karşı dürüst olmayan birey...Zulüm; başkasının hakkını gasp etmek, yetimin malını yemek, ölçü ve tartıda hile yapmak vb. her bir sapkın fiil... Zalimlik; bir zulmeden sistem, uygunsuz davranış, alışkanlık ve haksızlık, şiddet ve sömürü karşısında sessiz kalmak...

Alkış, bireysel iradenin kolektif aymazlığa teslim olması... Neden zalim alkışlanır?Korkudan... Menfaatten... Aidiyet ihtiyacından... Sorumluluktan kaçmaktan... Vicdanın devre dışı kalmasından... Kalabalık içinde bir kimse tek başına iken sahip olduğu ahlâkî hassasiyeti kaybeder, zalimi alkışlar...Zalimi güçlü kılan şey, yaptığı zulmün onay görmesi... Adolf Hitler, sadece kendi iradesiyle değil; meydanları dolduran ve onu coşkuyla alkışlayan kitlelerin desteğiyle güç kazandı... Benito Mussolini, toplumsal rıza olmadan uzun süre iktidarda kalamazdı... Zalimi meşru kılan zihniyet ve tavır; zulümden daha beter... Zulüm, tanktan önce alkışla ‘geliyorum’ der... Zalime karşı sessiz kalmak, zulmü sıradanlaştırır; alkış ise, zulmü ayyuka çıkarır... Zalimi alkışlayan, sadece seyirci olmaz, sömürü sistemin parçası hâline dönüşür... Zulme rıza, sessiz kalmak; zalimi alkışlamak, zulmün devam etmesine neden... Zulme karşı çıkmamak, adâletin yanında durmamak... Sessizlik, zalimin cesaretini besleyen tavır...

Her birey, adâletsizlik karşısında sesini yükseltmekle yükümlü... Zulüm karşısında sessiz kalmak, zulmün yayılmasına zemin hazırlamak... İnsan hakları, adâlet, özgürlük; ancak zulme karşı durulduğunda korunur... Zulme karşı çıkmak, hem bireysel hem toplumsal görev... Zulme rıza göstermek, zulme ortak olmakla eş değer... Zalimi onaylamaktır bir imza, bir oy, bir alkış... Zulme rıza gösterildiğinde; adâlet duygusu aşınır, liyakat yok olur, korku normalleşir, çocuklar, güce tapmayı öğrenir... Gün gelir, alkışlayanlar da alkışlanan zulmün hedefi olur... Zalimi alkışlamamak, yüksek sesle karşı çıkmaktan daha cesur bir eylem... Alkış beklenen yerde susmak, itirazdır.Alkışın gürültüsü geçer; vicdanın sesi tükenmez... Zalimi alkışlamak, insanın kendi içindeki adâleti katletmesi... Zulme çanak tutmak, adaletsizliğe karşı duyarsızlaşma, toplumsal bağların zayıflamasına yol açar... Zulme karşı durmamak; adâletin sağlanmasını engeller, mağdurların daha fazla zarar görmesine neden olur... Tarihte zulme çanak tutan toplumlar, eylemlerinin sonuçlarını uzun süre taşımak zorunda kalmışlar... Geçmişin hataları, gelecekteki nesiller üzerinde olumsuz etkiler bırakır...Zulme karşı nasıl hareket edelim? Kendimize egemen olarak, aklımızı kiraya vermeyerek ve elimizi taşın altına koyarak... Zulme karşı duyarlı hâle gelmek için eğitim ve farkındalık şart... Zulme karşı durmak için organize olmak önemli... Sosyal hareketler, toplumsal değişimi sağlamak için gerekli... Zulme karşı durmak lâzım... Sesimizi yükseltmek, haksızlıklara karşı çıkmak ve dayanışma içinde olmak, bireysel sorumluluklarımızı yerine getirmek lâzım...Adâletin sağlanması ve zulme karşı durulması, âdil ve eşitlikçi bir toplum için elzem...

Zulme karşı sessiz kalmak, onu onaylamak veya alkışlamak, hem Doğu hem Batı düşüncesinde en büyük ahlâkî çöküşlerden biri olarak görülmüş...Kötülüğün sıradanlaşması ve sessizliğin suç ortaklığı olması... Zulüm sadece yapanın değil, ona ses çıkarmayanın da suçu... “Cehennemin en karanlık yerleri, büyük ahlâkî kriz zamanlarında tarafsızlığını koruyanlar için ayrılmıştır.”(Dante Alighieri)... “Sonunda hatırlayacağımız şey düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın sessizliği olacaktır.” (Martin Luther King Jr)... “Kötülüğün zaferi için gereken tek şey, iyi insanların hiçbir şey yapmamasıdır.” (Edmund Burke)... “Dünya yaşamak için tehlikeli bir yer; ama kötü insanlar yüzünden değil, kötülüğe karşı durmayıp seyirci kalanlar yüzünden.” (Albert Einstein)... “Kötülük, sıradan insanlar ona karşı durmayı bıraktığında ve onu bir 'düzen' olarak kabul ettiğinde devasa boyutlara ulaşır.” (Hannah Arendt)... “Haksızlık her yere hâkim olduğunda, haklı olanın yerini haksızlık aldığında; susmak, onaylamaktır.” (Bertolt Brecht)... “Eğer bir fildişi kulesinde oturup adaletsizlik karşısında tarafsız olduğunuzu söylüyorsanız, aslında ezenin tarafını seçmişsinizdir.” (Desmond Tutu)... “Her insan, yapılan her şeyden sorumludur. Bir şeyi engellememek, onu yapmaya devam etmektir.” (Jean-Paul Sartre)...

Kadim medeniyetimizde zulme rıza göstermek, zulmü işlemekle eşdeğer görülmüş... Bu nedenle, Kerbela’da Hz. Hüseyin, zulme boyun eğmemiş...Zulme engel olamayan, en azından kalbiyle buğz etmiş... Zulme rıza göstermek, büyük bir vebal ve zulme ortak olmak olarak nitelendirilmiş... Zulmün yapılması kadar, ona karşı sessiz kalınmasının, onaylanmasının, desteklenmesinin de manevî sorumluluğu olduğu belirtilmiş... ‘Zulme rıza, zulümdür; taraftar olan zalimdir.’anlayışı benimsenmiş... İbn Haldun, zulmün devleti içten çürüten bir hastalık olduğunu söylemiş; haksız vergi ve keyfî yönetimin toplum düzenini bozacağını vurgulamış...Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, zulmü, insanın kendi nefsine yenilmesi olarak açıklamış: “Zulüm karanlıktır; karanlık önce sahibini sarar.”... “Zalimlere en ufak bir meyil göstermeyiniz, yoksa size de cehennem ateşi dokunur...” (Hud Suresi, 113)... “Haksızlık önünde eğilmeyiniz, çünkü hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz.”(Hz. Ali)... “Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem.” (Mehmet Akif Ersoy)... Zulme boyun eğmenin, kişinin hem maddî hakkını hem manevî onurunu kaybetmesine yol açacağı ölçüyle hareket edilmiş... Beyzâvî (müfessir), zalime meyletmeyi, ‘zalimin yaptığı zulme rıza göstermeyi’, zalimin yaptıklarını iyi görmek ve asıl yasaklananın, zalimin zulüm eyleminin bizzat kendisini onaylamak ve iyi olarak nitelendirmek olduğunu açıklamış... Kadim medeniyetimizde, zalimin zulmüne; fiilen görev alarak veya maddî destek sağlayarak iştirak edilmemiş... Kalben zalim desteklememiş... Zulüm ile ilgili bir görev yerine getirilmemiş... Zulme, hiçbir şekilde ortak olunmamış... Zulüm karşısında suskun kalmanın sadece bireysel bir günah olmadığı, aynı zamanda toplumu felakete sürükleyebilecek bir etken olduğu vurgulanmış... “Zulme rıza göstermek zulümdür.- İnsanlar zalimin zulmünü görür de ona engel olmazsa, Allah’ın onları genel bir azaba uğratması kaçınılmazdır. - Kim bir kötülük ve haksızlık görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse kalbiyle buğzetsin. Bu ise imanın asgarî gereğidir.” (Hadis-i Şerif)... Zalimden gelebilecek bir zararı defetmek veya zaruri bir menfaati temin etmek gibi durumlarda zalimle iletişim kurmanın, zulme rıza göstermek kapsamında değerlendirilemeyeceğibelirtilmiş... Önemli olanın, kalben zalimin zulmüne razı olmamak ve onları onaylamamak olduğu dillendirilmiş...

Kötülüğe destek vermektir zulme rıza göstermek... Toplumsal vicdanın çürüdüğünün en somut göstergesidir zalimi alkışlamak... Zulme çanak tutmak, birçok toplumda farklı şekillerde tezahür etmiş... Zulme çanak tutmanın sonuçları, sadece bireyler için değil, tüm toplumlar için yıkıcı olmuş... Zalimi alkışlamak, bir tercih... Zalimi ya da mazlumu desteklemek... Mazlum tarafında olmak, onurlu davranış... Bilgisizlik nedeniyle zulmün bir parçası hâline dönüşmek, aymazlık... Bile bile zalimin safında olmak ve zalimi alkışlamak, hainlik... Tarafsız olmak, onursuzluk... Selam, sevgi ve saygılarımla.