Doğru söz, doğru yerde ve doğru zamanda söylendiğinde değerli... Yerli yersiz konuşmak, sözü değil, sözü söyleyeni küçültür... Bütün mesele, sözün, yerin ve zamanın doğru olması... Birinden biri doğru olmazsa, sonuç doğru olmayacaktır... Yüzlerce artı değerin, eksi bir değerle çarpılması misâli... Sonuç eksi olacaktır... Hayatımızdaki eksi olan şeylerin artı olan şeylerden çıkarılmasına da bakmak lâzım... Artıların çokluğu, bizi değerli kılacak şeyler...
Yerli yersiz konuşmak, sözün değerini eksiltir, anlamın gürültüye boğulmasına neden olur... Yerli yersiz amaçsızca sarf edilen her söz, sadece gürültü hâline gelir... Dil, insanı insan yapan en önemli yeti... Bubecerinin bilinçsizce kullanımı, bireysel ve toplumsal iletişim erozyonu demek... Her birimiz, konuşma eylemiyle varlığımızı kanıtlarız... Yerli yerinde konuşmamız, sözümüze değer katmaz... Sözümüzü anlamlı kılan, davranışımız, üslubumuz... Doğruluğundan emin olduğumuz doğru sözü, doğru zamanda ve doğru yerde söylememiz ve emin olmadığımız konuda susmamız mühim... “Kişinin değeri söyledikleriyle ölçülür.” (Hz. Ali)... Yerli yerinde konuşan insan, sözünün arkasında duran, neyi, nerede, nasıl ve kime söyleyeceğini bilendir... Böyle bir kişinin konuşması bir fazlalık değil, bir katkıdır... Yersiz konuşma ise, konuşanın ve dinleyenin zamanını boşuna harcamaktır, fayda yerine zarar getirir...
Yersiz konuşmak, susulması gereken yerde konuşmak, konuşulması gereken yerde susmak… Ya söylediğimiz söz gibi olmalıyız, ya da söylediğimiz sözün gereğini yerine getirmeliyiz... Yersiz konuşmak, sözümüzle özümüz arasında kopukluğa sebep olur... Maalesef teknolojinin de etkisiyle yerli yersiz sözler ve davranışlar çoğalmış günümüzde... Sosyal medya platformları, her an her yerde yerli yersiz konuşmalara fırsat vermekte... İnsanlar artık her konuda, her yerde, herkese söz söyleme hakkını kendinde görmekte, bunu bir özgürlük sanmaktalar...Özgürlük, sınırsızca yerli yersiz konuşmak değil, konuşmanın hakkını verebilmek... Yerli yersiz konuşmanın yaygınlaşması, toplumsal saygının zayıflamasına, sözün aşınmasına ve anlam dünyamızın fakirleşmesine yol açmakta...
Siyasette yerli yersiz çıkışlar, toplumsal hafızada gaf ve bilinçli tabela siyaseti stratejisi... Siyasîlerin nerede, ne zaman ve nasıl konuşacağını kestiremediği anlardır bu... Net fikirsel tartışma yerine, sadece birbirini bastırmaya çalışan, bağlamından kopuk seslerdir bunlar... Bir zamanlar siyasette söz, senet hükmündeydi... Günümüzdeki politik söylemler çok farklı... Mütevazı bir duruştan uzak, sürekli kendini merkeze alan açıklamalar... Toplumsal hassasiyetleri gözetmeden yapılan aceleci ve derinliksiz yorumlar... Ciddi devlet meselelerini magazinsel bir dille ele almalar... Bazı siyasîler, sadece gündemde kalmak adına yerli yersiz çıkışlar yapmayı bir yöntem olarak benimsemişler... Temel atmama törenleri, “Yollar yürümekle aşınmaz.”, “Yapraklar beni alkışlıyor.”(bir açılış veya ziyaret sırasında İleri Biyolojik Arıtma Tesisi projesinin iptali veya dikey bahçelerin sökülmesi tartışmaları nedeniyle, doğaya yapılan müdahalelerin veya durdurulan projelerin doğa tarafından teşekkürle karşılandığını belirtmek amacıyla söylenen söz) gibi... Bu, yerli yersiz kontrolsüz üslupla yapılan politika... Geleneksel siyasî literatürde umur-u devlet (devlet işleri), ciddiyet ve ketumiyet gerektirirdi... Günümüzde ise halkla iç içe olma yanılgısı, çoğu zaman nezaket kurallarının ve diplomatik dilin terk edilmesine yol açmakta maalesef... Siyasette yerli yersizkonuşmak, bir karakter özelliği değil; stratejik bir boşluk doldurma çabası...
Bireysel düzeyde yersiz konuşma ise, kişinin kendine yabancılaşmasının bir tezahürü... Sürekli konuşma ihtiyacı hisseden, sessiz olmayı zül zanneden kişi, iç dünyasının boşluğunu sözle doldurmaya çalışır... Doğru zamanda ve doğru yerde sükût, olgunluktur; yersiz konuşma, psikolojik sorunların dışa vurumudur... Sözün gücünü bilmeyen birey, kendine ve çevresine zarar verir... Yerli yersiz konuşmak, bir iletişim sorunu ve ahlâk olgunluk meselesi... Sözün değerini bilmek, sözü zamanı gelince ve yerinde kullanabilmek gerek... Bu nedenle, bilge kişilerin susması bir erdem... Sözümüzü tartmalıyız, söylemeden önce düşünmeliyiz, yerli yerinde konuşmalıyız... Zira söz, insanın kimliğini doğru yansıtan en belirgin ayna... İnsan, içinde bulunduğu çevreyle ya uyum ya da çatışmahâlindedir... Yerli yersiz konuşmak ve davranmak, görgü kurallarına riayet etmede ne denli uygun hareket edebildiğimizi gösterir... Davranışlarımızın doğru veya yanlış olmasından ziyade, doğru zaman ve doğru mekânda olup olmadığını yansıtır... Her sosyal ortamın, yazılı olmayan bir atmosferi var... Kurallar, yasalar; bireyin sınırlarını ve ifade biçimlerini belirler... Yerli yersiz söz ve davranış ise, görünmez sınırların ihlali... Meselâ, taziye evinde kahkaha atmak ya da bir kutlama sırasında geçmişin karanlık hesaplarını açmak... Kütüphanede yüksek sesle konuşmak veya bir iş toplantısında aşırı lakayt bir tavır sergilemek... Ciddi bir konuda şaka yapmak...
Neden bir insan yerli yersiz konuşur veya davranır? Bu; ya nezaketsizlik nedeniyledir, ya da psikolojik sorunlar sebebiyledir... En kötüsü, bilinçli olarak yerli yersiz konuşulmasıdır, bu aymazlık... Yerli yersiz söz ve davranışlar: Duygusal taşma (içsel bir heyecan, öfke veya keder anında dış dünyadaki normları algılayamaz hâle gelme)... Duygunun mantığın önüne geçtiğinde yerve zaman kavramının bulanıklaşması... Sosyal İpuçlarını okuyamama (ortamdaki mikrosinyalleri -yüz ifadelerini, ses tonunu, vücut dilini yakalayamama, odadaki havayı okuyamama)... İlgi odağı olmaya çalışma (uyumsuz çıkışlar yaparak fark edilmeye çalışma)...
Yerli yersiz davranışta bulunan birey, eğretilik duygusuna duçar olur... Toplum, yerli yersiz söz söyleyen ve davranan kişileri öngörülemez ve güvenilmez olarak etiketler... İhtiyacımız olan şey, sosyal (duygusal) zekâ (EQ -Emotional Quotient)... EQ, tam olarak neyin, nerede ve nasıl söyleneceğini bilme sanatı... “Her şey yerli yerinde güzel; taş yerinde ağırdır.” (Necip Fazıl Kısakürek)... “Söz gümüşse, sükût altındır.” düsturu, susmanın kutsallığından ziyade, sözün yersiz söylenme riskine karşı bir uyarıdır aslında...Yerli yersiz söz söylemek ve davranmamak, kişiliğimizden ödün vermektir, bir kalıba girmektir, çevremizle olur olmaz ilişki kurmaktır, empati yeteneğini gelişi güzel kullanmaktır... Önemli olan, davranışlarımızı zamanın ve mekânın süzgecinden geçirebilmek, bireysel huzurumuzu ve toplumsal barışı sağlayabilmek...
Kadim medeniyetimizde yerli yersiz davranışlar ve etik konusunda son derece duyarlı olunmuş... Hz. Ali, “Her sözün bir yeri, her yerin bir sözü vardır.” demiş... Yunus Emre, “Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı; söz ola ağulu aşı bal ile yağ ede bir söz.” diyerek sözün yerli yerinde söylenmesi gerektiğini açıklamış... İbn Sina (Avicenna), “İyi bir insan, her zaman doğru olanı yapar; kötü bir insan ise, yerli yersiz davranışlar sergiler.” diyerek ahlâkî davranışların insanın içsel doğasıyla bağlantılı olduğunu vurgulamış... İmam Gazali, “Yerli yersiz davranışlar, insanın kalbindeki karanlıktan kaynaklanır.” diyerek insanın içsel durumunun dışa yansıdığını ve bunun davranışları etkilediğini belirtmiş... Fahreddin Razi, “Akıl, insanı yerli yersiz davranışlardan korur; ancak akıl da eğitilmelidir.” diyerek aklın önemini vurgulamış ve eğitimin bireyin davranışları üzerindeki etkisini ifade etmiş... Mevlana Celaleddin Rumi, “İnsan, ne kadar yerli yersiz davransa da, özünde iyilik barındırır. Her şeyi vaktinde yap; vakitsiz açan gül, çabuk solar.” diyerek insanın doğasında iyilik olduğunu ve zaman zaman bu iyiliğin kaybolabileceğini söylemiş... İbn Arabi, “Her davranış, bir niyetle başlar; niyetin saflığı, davranışın kalitesini belirler.” diyerek niyetin önemine dikkat çekmiş ve davranışların arkasındaki motivasyonun belirleyici olduğuna işaret etmiş...
Yerli yersiz söz söylemek ve davranmak, ölçüsüzlük, zamanlama hatası ve hikmetsizlikle ilgili... Batılı düşünürlerin yerli yersiz konuşmak ve davranmak hakkındaki sözleri: “Erdem, aşırılık ile eksiklik arasındaki dengedir.”(Aristoteles)... “Konuşmadan önce düşün; söylediklerin ya gerekli ya da faydalı olsun.” (Sokrates)... “Doğru insan, doğru zamanda doğru şeyi yapandır.”(Konfüçyüs)... “Ne söyleyeceğini bilmek kadar, ne zaman susacağını bilmek de önemlidir.”(Benjamin Franklin)... “Çoğu insan, ne zaman susacağını bilmediği için hata yapar.” (La Rochefoucauld)...
Mâlum, yersiz söz, söyleyeni yerinden eder, her doğru her yerde söylenmez... Zamanı gelmeden söylenen söz, fayda değil zarar getirir... Susmak bazen en doğru davranış... Haksızlık dışında... Selam, sevgi ve saygılarımla.